Yazmadan Durabilmek

5 ay önceydi. Bir öğle vakti, tüm korkularıma rağmen hala bir ümitle bekliyordum. Duymayı beklediğim cümleyi, duyduğumda bu kadar garipseyeceğimi hiç düşünememiştim. Demek ki duyacağımı sandığım şeye aslında ben de inanmıyormuşum, inanmak da istemiyormuşum. Tarihi bir andı şahit olduğum… Evet belki tarih kitapları yazmayacaktı ama muhakkak benim kitabımda kalın harflerle yazacaktı. Ve o cümleyi duydum… Omuriliğimdeki bir omurun çekilmesi gibiydi. Önce bir titreme ve sonrasında düzensiz hareketler… Ne tarafa gitmeye çalışsa, zeminin farklı tarafa kaydığını hisseden bir sarhoş gibi, sendeleye sendeleye, saçmalaya saçmalaya geçen dakikalar, saatler, günler… Çok kırılmıştım, çok üzülmüştüm… Ama yazmadım…

3 ay önceydi. Bir akşam vakti, tüm mahcubiyetime rağmen hala ümitle bir çıkış yolu arıyordum. Mahcubiyetimi, üzüntümü ve çözüm için aklıma gelenleri en güzel biçimde cümlelere dökebilmek için günlerce, haftalarca düşünmüştüm. Ve o an geldiğinde tüm heyecanımı, tereddütlerimi bir kenara bırakıp konuşmaya başladım. Olmuyordu, anlatamıyordum… Kesin ben anlatamıyordum… Çünkü cümlelerime karşılık gelen cevaplar, ithamlar hislerimle çok ilgisizdi. Çok kırılmıştım, çok üzülmüştüm… Kesinlikle yazmalıydım… Ama yazmadım…

2 ay önceydi. Bir öğlen vakti, tüm iyi niyetlerime rağmen yolun sonunu gördüğümü hissetmiştim. Elimi uzattığım her yer bir parmağı koparıp kaçıyor gibiydi. Tek tesellim, en dibin burası olduğu ümidimdi. Onca uğraş, stres, uykusuz geceler, harcanan vakitler de yeterli olmamıştı demek ki. Demek ki problem başka yerdeydi. Bir şeyler hisseder gibi oldum; kesin yazmalıydım… Ama yazmadım…

Evet, bunların ve dahasının hiçbirini yazmadım. Yazamadım demeliyim belki de; ama her yazamayışımdan sonra zaten yazmamam gerektiğini de düşündüm. Yazmadan durabilmeyi de becerebilmek lazımdı.

Bugün baktım ki, yazmadan ne çok zaman geçmiş… Kendimi daha fazla zorlayamadım. Zaten zaman aşımına uğrayan olayların, kalbimdeki asla zaman aşımına uğrayamayacak hislerinden bir nebze olsun yazmalıydım. Sanki bu cümleler her şeyi anlatacakmış gibi yazmalı ve tüm dertlerin böylece azalacağını ümid etmeliydim.

Bu yazımı, kendime armağan ediyorum.

Yorumlar

  1. 1Uğur Aslan

    Bazen, aklın yargısını umursamıyor kalbin yargıcı. İlahi adalet değildir aranan, kalbin çoğu muhakemelerinde. Savcı, kendi benliğin, sanık hakim olmuş ise kalbin murur-u zamana uğramayacak bir davasında, deva geç gelir ve hep izi kalır o yaranın.

    Bazen de insan, kendinde yananı yangından kurtaracağı vehmi ile üfleyerek söndürmeye çalışır alevleri. Ta ki, yağmur yağıp alevden arta kalanın kül ve dumandan başka birşey olmadığını gösterene dek. Uğraşmanın faydasız olduğunu anlamak zordur. Kabullenmek ise atomu parçalamak…

    Ama mevsimler değişiyor.. Ve insan hayatının mevsimleri bir daha aynen tekerrür etmiyor. Dün yaşanılan baharda açan çiçeklerin kokusu, gelecek sene açacaklardan farklı. Gene de güzel şu anda insanın yaşamakta olduğu mevsim.. Geçmişteki mevsime kıyas etmek bülbül mü gül mü diye sormak değil mi?

    Yazmak lazım, kalemin içindeki mürekkep; düşüncelerin, duyguların affı ile özgür kalmalı. Kağıdı hasret bırakmak, yazmaktan vazgeçip buruşturup atmak zalimce olur zaten.. Yazdıkça kabulleniyoruz, düşünce bir kez şekil aldı mı, kabullenmek daha kolay oluyor..

    Yazmaya başlamana sevindim, bu yazı da sana armağan..

  2. 2Kamekito

    Yazmak… Bir nevi yürektekileri parmaklarımızın ucuyla anlatmak… İnsan her şeye söz geçirirde yüreğine söz geçiremezmiş… Doğrudur aslında… Kalbin seni önce metrelerce yükseklikteki bir dağın tepesine çıkartır, sonrada aşağı bırakır seni… Kalbin önce okyanusun ortasına götürür, sonra derinlere salar seni… Her şee söz geçirirsinde o yüreğe söz geçirmek bazen imkansızlaşır… Yürek bu… Bazen güldürür… Bazen süründürür… Bazense Öldürür…

  3. 3ahmet

    yaz murat. sen yazmaya devam et, daha önce de yazdın. bilgece projelerin vardı, çevrendekilerden yazmalarını istedin. belki bu projen birkaç ay devam etti. kimse senin kadar kanıksayamadı belki de. evet bilge dergiden bahsediyorum. sen yazmaya devam ediyorsun ve edeceksin. paylaşmak zorundasın. aksi halde bu senin ölümün olur. sen sabahlara kadar uyumadan ürettin hep. üretmeden yaşayamaz insan.

    sabaha karşı uyuduktan sonra seni uyandırmanın ne kadar zor olduğunu iyi bilirim. okula pek gitmezdin zaten. okulu uzatacağın ilk yılından belliydi. tabi bu kadar büyük bir performans beklemiyordum! ama 7. yıl da olsa bu sene bitirmeni temenni ederim. yeniden yazmana çok sevindim

  4. 4meryem pamuk

    Yazarsam yaşadığımı hissederim; yazdığımı okursam yaşadığımı bilirim…

  5. 5Hakan

    Kardesim…
    Eminim ki Yüreğinin ve yaşadığın dünyan o kadar büyük ki yazmakla bitmeyecektir. Fikirlerin o kadar derin ki bir çok insan bunların kıymetini bilemeyecektir. Ama sen yazdıkça, dünya görüşlerini paylaştıkça herkes kendine biraz pay çıkaracak, ders alacak dahası senin düşünce yolunun güzelliği içinde kaybolacaktır.. Bilgeliğin dinmesin kardeşim..
    saygı ve sevgilerimle..
    huzurla kal..

Yorum Yazın

XHTML: Bu XHTML kelimelerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> <pre lang="" line="" escaped="">

© 2007, muratcorlu.com