Ahmet Turan Alkan’la “gayr-i resmî” röportaj
Ahmet Turan Alkan, uzun zamandır ilgiyle takip ettiğim birkaç köşe yazarından biri. Onu sadece bir köşe yazarından ziyade, bir karakter olarak tanıdım ve sevdim. Kendisi, en ciddi, en gergin konuları bile, müstehzi bir üslupla, müthiş bir sadelik ve özgünlükle yorumlamasıyla, her zaman her konuda “acaba Ahmet Turan Alkan bu konuda ne yazardı” diye düşünmeden edemediğim, dost sohbetlerinde sık sık adı geçen, esprili anlatımı, yazılarında geçen fıkraları insanın hemencecik zihninde sağlam yer edinen, Türkçe’ye son derece hakim, müthiş derecede olgun ve itidalli…
Ahmet Turan Alkan’la, 8 Kasım 2008 tarihinde yüzyüze röportaj yapma derecesine varan tanışıklığımızın hikayesi 2006 yılı sonbaharına dayanıyor. Yazılarını büyük bir zevkle takip ettiğimiz Alkan’ın, haftada birkaç yazısını okumak bizi kesmeyince, ev arkadaşım Serkan‘la birlikte Hoca’nın eski yazılarını internetten edinmeye ve okumaya gayret etmeye başlamıştık. Bir çok sefer olduğu gibi, hastalık derecesine gelen “her ihtiyacımı projeye dönüştürme” huyum o zamanlar da depreşmiş ve bizim bu ihtiyacımızı başkalarının da duyabileceğini düşünerek, Ahmet Turan Alkan’ın bütün yazılarına ulaşılabilecek, içinde arama yapılabilecek bir site yapmanın güzel olabileceğini düşünmüştük. Bu amaçla kontrol ettiğim ahmetturanalkan adreslerinin de boş olduğunu görünce hemen almış, kolları sıvayıp Hoca’ya bir e-mektup göndererek işe başlamıştım.
Lakin bu niyetimiz Hocamızın nezdinde pek makes bulmamıştı. Zira kendisi “kendine site yaptırmak” fikrinden pek hazzetmiyordu ve bu fikrimizden bizi caydırmak için de ricada bulundu. Biraz ısrarcı olduğumda kendisini üzdüğümü farkedip, bir süre meseleyi askıya almıştım.
Sonra dost sohbetlerinde bu durumu Hocamızın -bizce- aşırıya kaçan mütevazılığına bağlamış ve durumdan vazife çıkararak, Hocamız istemese de onun okurları adına bu işe gizliden girişmeye karar verdik. Ve siteyi yaptım. İnternette bulabildiğim bütün yazıları ekledim. Hocamız görünce kızmasın, millet de yanlış anlamasın diye de kocaman “Gayr-i resmi Ahmet Turan Alkan sitesi” diye yazdım. Herhalde gayr-i resmi oluşunu bu kadar açıktan duyuran ilk site de bu olmuştu.
İlk başlarda pek gelen giden yoktu. Tabi ben de Ahmet Turan Alkan’a mahcup olma korksundan sitenin internette duyrulmasını sağlayamıyordum. Bu şekilde site ufak ufak ilerleyerek 1.5 yıl kadar devam etti. Ta ki bir site takipçisinin durumdan Ahmet Turan Alkan’ı haberdar etmesine dek…
Sonra ne oldu; Hoca, sitedeki hassasiyetimizden memnun kaldı, teşekkür etti ve yardımcı olmaktan memnun olacağını yazdı. Biz de derin bir oh çekip aklımıza gelen talepleri saydık. “Okur Mülakatı“ bu taleplerden biriydi ve o da kabül gördü.
Biz Sivas’a gitme planları yaparken Hoca’nın İstanbul’a geldiği haberini duyup şaşırdık ve sevindik. Derken siteden soruları toplamaya başladık ve müthiş koşturmacalı geçen birkaç haftadan sonra 15 Kasım’da röportajı sitede yayınladık.
Ahmet Turan Alkan’ın ilk defa internette bir videosunun yayınlanacak olması ve sitenin ilk defa Ahmet Turan Alkan’la ilgili bu kadar orjinal bir içeriğe sahip olacak olması bu meseleye karşı hassasiyetimizi artırdı. Önce kamera meselelerini araştırdık. Türkiye’de işimizi görecek kameraların fiyatlarının uçukluğunu görünce taa Amerika’lardan, Harun Abi‘den bir kamera istettik. Gelen soruları tasnif ve tashih etmek için gecelerce uğraştık. Güzel bir ses kaydı yapabilmek için teknolojiler denedik, araştırdık. En güzel çekim açısını bulabilmek için deneme çekimleri yaptık. Hepsine rağmen tüm muvaffak olamama korkusuyla Hocamız’ın evine gittik.
Mülakat, Hocamızın müthiş rahatlatıcı desteği ile korktuğumuzdan çok daha rahat, eğlenceli ve verimli geçti. Gerçi istemeden de olsa, 3 saate yakın süre, Hocamızı bir sandalyeye oturtup bayağı yorduk ama sağolsun buna bile laf etmedi, sabretti. Fotoğraf çekimi ve ışık ayarlaması derdimize de Hocamızın oğlu Talat Alkan 5-10 dakikalık müthiş bir hamleyle derman olunca, birkaç küçük ses problemi dışında mülakatı neredeyse mükemmel denecek kadar sorunsuz bir şekilde tamamladık.
Mülakattan sonra en az mülakat kadar zevkli bir fasıl da saatlerce sürüp yine de tadı damakta kalıcı o muhabbetti. 3 saatliğine sözleştiğimiz ziyaret 6 saati geçince, haddimizi aşmayalım dedik ve müsade istedik. Sonrasında mülakatın deşifre ve montajıyla geçen yine sancılı bir haftadan sonra ancak röportajı yayına koyabildiğimizde rahat bir nefes alabildik. Şükür ki gelen tepkiler oldukça olumluydu ve tüm sıkıntılara değdiğini düşünüp, huzur bulduk.
Web sitesi yapabilme kabiliyet ya da bilgimin, en çok, sevdiğim bir yazarla veya sanatçıyla tanışabilme konusundaki bu katkısını seviyorum ve buna şükrediyorum. Gerçekten bu değerli şahsiyetlerle aynı atmosferi paylaşabilmek, elektriklerini hissedebilmek, onlardan bizzat tavsiyeler alabilmek büyük lütuf. Allah beni bu nimetten mahrum etmesin.
Son Yorumlar