Archive for the ‘Murâdî’ Category

Haiti’ye el uzatmak

Cuma, Ocak 15th, 2010

HaitiGüzide(!) basınımız gereken ilgiyi göstermese de, yabancı kaynaklardan görünen o ki, Haiti’de bir insanlık dramı yaşanıyor. Çok büyük bir felaket, milyonlarca insanı derinden etkilemiş durumda ve Dünya’nın geri kalanı büyük bir imtihan daha veriyor. Ben de hepinizi insanlık adına Haiti’ye yardıma davet ediyorum. 5 lira veya 500 lira, miktar önemsiz. En azından tarafınızı, kaygınızı, üzüntünüzü ortaya koyacak bir hamlede bulunun.

Şu adresten bağışta bulunabilirsiniz: http://www.kimseyokmu.org.tr/Support.aspx?InDbId=71

Depremin etkisiyle ilgili bir izlenim edinebilmek için de http://blogs.denverpost.com/captured/2010/01/13/earthquake-in-haiti/ adresindeki fotoğraflar incelenebilir.

Çiçeğin ettiği

Çarşamba, Aralık 30th, 2009

Ah be abim, iş mi bu yaptığın?
Sevdin diye kendini adam sandın.
Sevdiğinin kalbini kırmaktaki hünerin,
Başka kimde var, bilemedim.

Diyor ki, “bu ne cesaret, anlamadım”
Bilmez ki, korkundan titredin
Ettin bir çuval inciri ziyan
Bir çiçekle kaybettiğine yan

Sevme bir daha izinsiz!
Herkes gayet mutlu sensiz
Tekrarı olmasın, budur ahdım
Yeterince net oldu mu Muradım?

Her canın yandığında oldun başımıza şair
Yaşamadığın daha neler var aşka dair
Sen üzülme yine, belki affeder
Sabret, bu da gelir bu da geçer

Yetişemediklerim

Perşembe, Ağustos 13th, 2009

3 gün önce değerli müzikolog Etem Ruhi Üngör’ü kaybettik. Kendisiyle bizzat şerefine nail olamamıştım ancak tanışmak için fırsat kolluyordum. Bu düşünceler içerisindeyken vefat haberini almak ve internette vefat haberlerini incelerken cenazesinin sokak ortasında saatlerce bir çarşaf altında bekletildiğini belgeleyen fotoğrafını gördüğümde bir kez daha insanlığa lanet okudum. (daha fazla…)

Tereddüt

Salı, Mayıs 26th, 2009

Dün akşam Melihat Gülses‘in konserindeydik. Harikulade bir konser daha seyrettik, ancak buraya not düşmek istediğim şey henüz konser değil. Konserdeki eserlerden birinin sözleri. Aynı zamanda İlk İstiklal Marşı‘nın da bestecisi olan Alif Rıfat Çağatay‘ın Nihavend makamındaki bestesinin aşağıdaki beni etkileyen sözleri Orhan Seyfi Orhon‘a ait. Aşkını sevdiğine açmaktaki tereddüt, sevdiğinin hiddetinden duyulan çekince ve bu tereddütün verdiği elem ve hiddet korkusu arasındaki gidiş geliş sanırım ancak bu kadar hoş ifade edilebilirdi. Şarkının ve şiirin adı “Tereddüt“:
(daha fazla…)

Ölüm ve Rüya Arasında

Pazar, Nisan 12th, 2009

Bugün bilgisayarımda eski dokümanlarımı karıştırırken 17 yaşımdayken yazdığım bir hikaye dikkatimi çekti. Tam tarihini hatırlamadığım bu hikayeyi, öleceğimi sandığım bir gece yazdığımı hatırlıyorum. İnsan bunca yıl sonra, çok yoğun yaşadığı bir hissin kırıntılarına şahit olduğunda garip hislere bürünüyor. Edebi açıdan ve kurgu açısından çocukça belki ama, en azından o zamanki bir çocuğun psikolojisini görebilmek adına ilginç bir hikaye. Aşağıda bu hikayeyi noktası-virgülüne dokunmadan paylaşıyorum. Tahmin edebileceğiniz üzere “Murat” dışındaki isimler gerçek değil.
(daha fazla…)

Oku-dum-da

Pazar, Ağustos 17th, 2008

- Bitti Murat, hayırlı olsun…

- Emin misin abi, bir eksik falan olmasın?

- Yok, bütün notların tam. Belgelerini getir, mezuniyet belgeni verelim…

Fotoğraf çektir, oraya buraya imza attır ve kimliğini teslim et… Bu ana kadar pek inandırıcı gelmiyordu. “Kesin bir problem çıkacak, biraz daha beklemek zorunda kalacağım” diyordum hep içimden. Bundan 1 ay kadar önce son dersimden geçtiğimi bana telefonla haber veren arkadaşa da çok inanamamıştım. Ama yıllardır cüzdanımdan ayırmadığım kimliğimi teslim etmek kafamı dank ettirdi. 20 yıllık öğrencilik hayatım sona eriyordu. Sevinmeliydim sanırım ama pek sevindiğim söylenemez. Hani utanmasam, “üzüldüm” bile diyeceğim…
(daha fazla…)

Musiki İnkılabı’na mizahcı bakışı: Mutlu Ol! Bu Bir Emirdir

Salı, Mart 25th, 2008

Sosyal altyapısı çok öncelere, ta Dede Efendi zamanlarına dayanan, ancak toplumsal etkilerinin Cumhuriyet’in kuruluş dönemlerinde daha bariz olarak hissedildiği, Batı Müziği’nin el üstünde tutulmaya başlanıp, Türk Müziği’ninse hor görülmeye başlanmasıyla, bir dönem sanat hayatımıza damga vuran “Musiki İnkılabı” sürecinin sancılarını ve yansımalarını hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz. Bütün sistemlerin tekrar elden geçirildiği Cumhuriyet’in ilk yıllarında, bu yaklaşım da, bir devrim olarak kendini göstermiş ve tarih kitaplarında yer edinmiştir. Müzik Devrimi diye tabir edilen devrim, bakın bize üniversitede okutulan bir İnkılap Tarihi kitabında nasıl tanımlanıyor:

“Türk Devrimi, en zor mücadelelerinden birisini de, müzik eğitimi alanında vermiştir. Milleti uyuşukluğa, bezginliğe sürükleyen Arap-Bizans karması müziğin yıkılması, yerine dinamik, çağdaş Milli Türk müziğinin getirilmesi gerekiyordu. Bu amaca ulaşmak için, 1925′te açılan Dar-ül Elhan’da 1928 tarihinden itibaren bu tür müzik türü yasaklanmıştır.”
(daha fazla…)

Ev Erkekliği Bölümünden Yüksek Lisans Mezunu Olmak

Salı, Mart 4th, 2008

Üniversiteye başlayalı tam 7.5 yıl oldu. Dile kolay, 7.5 yıl! 1. sınıftaki bir hocamı geçenlerde gördüğümde aradan geçen süreyi, hocamızın yüzündeki kıvrımlardan sezince ürperdim. Oturup parmak hesabı yaptım; ben üniversite 1. sınıftayken 35 yaşında olan biri, şu sıralar 43 yaşında oluyor! Ben o zamanlar 18 yaşımdayken, şimdi 26 yaşıma basmaya ramak kalmanın garip hisleri içerisindeyim.

Aradan geçen süreyi daha iyi anlamak için örnekleri çoğaltmak mümkün ve faydalı: Eğer 4. sınıfta mezun olup 2. bir üniversiteye başlasaydım, şu anda ikinci diplomayı almaya çok yakın olabilirdim. 2. üniversite yerine yüksek lisansa başlamış olsaydım, bu sefer de şu an yüksek lisans mezunu ve doktora için uğraşıyor olabilirdim. Eğer normal sürede mezun olup hemen evlenseydim, şu sıralar belki ikinci evladımı kucağımda tutuyor bile olabilecektim(bunu yaşayan sınıf arkadaşlarım var).
(daha fazla…)

Aşk Evliliği Öldürüyor

Çarşamba, Ocak 2nd, 2008

“Evlilik aşkı öldürür” derler; sanki bunlar rakipmiş gibi. Ama gerçekten bir rakipse, hangisinin kazanmasını istemek lazım?

Herhalde âşık olmayan azdır şu âlemde. Aşkın tadını az çok almıştır bir çok insan. En azından, üç aşağı beş yukarı neye benzer birşey olduğunu fark etmiştir.

Ben de defalarca kez âşık oldum. Birbirinden değerli insanları tanıdım, sevdim. Çok değerli duygular paylaştım. Hayatıma anlam kazandıran şeylerdi bazen aşklarım, bazense anlamlarıma hayat veren
(daha fazla…)

Teröre Karşı İtidal ve Birlik Zamanı

Pazartesi, Ekim 22nd, 2007

turk_asker.jpgYıllardır pusuya yatmış, sessizce bekleyen terör belamız, sanki bittiğini sanmaya başladığımız bir dönemde, birden kendini hissettire hissettire yine geldi. Ve artık psikolojik baskının had safhaya çıktığı bir döneme kadar geldik. Son dönemlerdeki pervasızca saldırılar, tüm milletimizi çileden çıkarıyor.

Ancak, bir dakika… Birşeyler garip gidiyor! Önce durup dururken(!) bir seçim arefesinde terör belası hortlayıveriyor. Şehit cenazeleri farklı manalara çekiliyor. Ardarda gelen ve hiç de rastlantı olmadığı aşikar suikastlerle sarsılıyoruz. Derken tahrikler artıyor ve Kuzey Irak’a girmek için hükümete tezkere izni veriliyor. Bu olayın terör örgütünü korkutup, caydırmasını beklerken, onlar daha da umursamaz ve pervasız bir şekilde hem eylemlerini, hem de sözlerini sertleştiriyorlar. Hep bizi engellemeye çalışıyor görünen Amerika, “girmeyin” demekten başka birşey yapmıyor. Bu sözler dahi, halkımızı Irak’a girmek konusunda psikolojik bir baskı altına sokuyor.
(daha fazla…)

© 2007, muratcorlu.com