Archive for the ‘Murâdî’ Category

Oku-dum-da

Pazar, Ağustos 17th, 2008

- Bitti Murat, hayırlı olsun…

- Emin misin abi, bir eksik falan olmasın?

- Yok, bütün notların tam. Belgelerini getir, mezuniyet belgeni verelim…

Fotoğraf çektir, oraya buraya imza attır ve kimliğini teslim et… Bu ana kadar pek inandırıcı gelmiyordu. “Kesin bir problem çıkacak, biraz daha beklemek zorunda kalacağım” diyordum hep içimden. Bundan 1 ay kadar önce son dersimden geçtiğimi bana telefonla haber veren arkadaşa da çok inanamamıştım. Ama yıllardır cüzdanımdan ayırmadığım kimliğimi teslim etmek kafamı dank ettirdi. 20 yıllık öğrencilik hayatım sona eriyordu. Sevinmeliydim sanırım ama pek sevindiğim söylenemez. Hani utanmasam, “üzüldüm” bile diyeceğim…
(more…)

Musiki İnkılabı’na mizahcı bakışı: Mutlu Ol! Bu Bir Emirdir

Salı, Mart 25th, 2008

Sosyal altyapısı çok öncelere, ta Dede Efendi zamanlarına dayanan, ancak toplumsal etkilerinin Cumhuriyet’in kuruluş dönemlerinde daha bariz olarak hissedildiği, Batı Müziği’nin el üstünde tutulmaya başlanıp, Türk Müziği’ninse hor görülmeye başlanmasıyla, bir dönem sanat hayatımıza damga vuran “Musiki İnkılabı” sürecinin sancılarını ve yansımalarını hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz. Bütün sistemlerin tekrar elden geçirildiği Cumhuriyet’in ilk yıllarında, bu yaklaşım da, bir devrim olarak kendini göstermiş ve tarih kitaplarında yer edinmiştir. Müzik Devrimi diye tabir edilen devrim, bakın bize üniversitede okutulan bir İnkılap Tarihi kitabında nasıl tanımlanıyor:

“Türk Devrimi, en zor mücadelelerinden birisini de, müzik eğitimi alanında vermiştir. Milleti uyuşukluğa, bezginliğe sürükleyen Arap-Bizans karması müziğin yıkılması, yerine dinamik, çağdaş Milli Türk müziğinin getirilmesi gerekiyordu. Bu amaca ulaşmak için, 1925′te açılan Dar-ül Elhan’da 1928 tarihinden itibaren bu tür müzik türü yasaklanmıştır.”
(more…)

Ev Erkekliği Bölümünden Yüksek Lisans Mezunu Olmak

Salı, Mart 4th, 2008

Üniversiteye başlayalı tam 7.5 yıl oldu. Dile kolay, 7.5 yıl! 1. sınıftaki bir hocamı geçenlerde gördüğümde aradan geçen süreyi, hocamızın yüzündeki kıvrımlardan sezince ürperdim. Oturup parmak hesabı yaptım; ben üniversite 1. sınıftayken 35 yaşında olan biri, şu sıralar 43 yaşında oluyor! Ben o zamanlar 18 yaşımdayken, şimdi 26 yaşıma basmaya ramak kalmanın garip hisleri içerisindeyim.

Aradan geçen süreyi daha iyi anlamak için örnekleri çoğaltmak mümkün ve faydalı: Eğer 4. sınıfta mezun olup 2. bir üniversiteye başlasaydım, şu anda ikinci diplomayı almaya çok yakın olabilirdim. 2. üniversite yerine yüksek lisansa başlamış olsaydım, bu sefer de şu an yüksek lisans mezunu ve doktora için uğraşıyor olabilirdim. Eğer normal sürede mezun olup hemen evlenseydim, şu sıralar belki ikinci evladımı kucağımda tutuyor bile olabilecektim(bunu yaşayan sınıf arkadaşlarım var).
(more…)

Aşk Evliliği Öldürüyor

Çarşamba, Ocak 2nd, 2008

“Evlilik aşkı öldürür” derler; sanki bunlar rakipmiş gibi. Ama gerçekten bir rakipse, hangisinin kazanmasını istemek lazım?

Herhalde âşık olmayan azdır şu âlemde. Aşkın tadını az çok almıştır bir çok insan. En azından, üç aşağı beş yukarı neye benzer birşey olduğunu fark etmiştir.

Ben de defalarca kez âşık oldum. Birbirinden değerli insanları tanıdım, sevdim. Çok değerli duygular paylaştım. Hayatıma anlam kazandıran şeylerdi bazen aşklarım, bazense anlamlarıma hayat veren
(more…)

Teröre Karşı İtidal ve Birlik Zamanı

Pazartesi, Ekim 22nd, 2007

turk_asker.jpgYıllardır pusuya yatmış, sessizce bekleyen terör belamız, sanki bittiğini sanmaya başladığımız bir dönemde, birden kendini hissettire hissettire yine geldi. Ve artık psikolojik baskının had safhaya çıktığı bir döneme kadar geldik. Son dönemlerdeki pervasızca saldırılar, tüm milletimizi çileden çıkarıyor.

Ancak, bir dakika… Birşeyler garip gidiyor! Önce durup dururken(!) bir seçim arefesinde terör belası hortlayıveriyor. Şehit cenazeleri farklı manalara çekiliyor. Ardarda gelen ve hiç de rastlantı olmadığı aşikar suikastlerle sarsılıyoruz. Derken tahrikler artıyor ve Kuzey Irak’a girmek için hükümete tezkere izni veriliyor. Bu olayın terör örgütünü korkutup, caydırmasını beklerken, onlar daha da umursamaz ve pervasız bir şekilde hem eylemlerini, hem de sözlerini sertleştiriyorlar. Hep bizi engellemeye çalışıyor görünen Amerika, “girmeyin” demekten başka birşey yapmıyor. Bu sözler dahi, halkımızı Irak’a girmek konusunda psikolojik bir baskı altına sokuyor.
(more…)

Gülses Ailesi’nde İftar

Çarşamba, Ekim 3rd, 2007

Şöhretli Ramazan’ımızın ilk günleriydi. Ramazan’ı karşılamış olmamızın heyecanına, Klasik Türk Müziği’mizin çok değerli bestekârı Necip Gülses Beyefendi ve eşi, nâdîde ses sanatçımız Melihat Gülses Hanımefendi’lere iftara davet edilmemizin heyecanı da eklenince, o gün gerçekten bizim için daha günün ilk ışıklarıyla birlikte coşku doluydu.
(more…)

İnternet mi? Kapat gitsin!

Cumartesi, Ağustos 18th, 2007

Türk Telekomcuğumuz bir güzel uygulamasıyla daha bizi koruyarak, ünlü blog sitelerinden biri olan wordpress.com sitesini de kapatmış. Dünya çapında yüzbinlerce kullanıcısı olan, Türkiye’den de binlerce kullanıcının yazılarını paylaştığı site -henüz net sebebi öğrenemedim ancak- muhtemelen bloglardan birindeki hakaretler veya telif haklarına aykırı yayınlardan dolayı kapatılmış. Sebep her ne olursa olsun, “teknoloji devimizin” yaptığı hata, problem teşkil eden alt adresi (subdomain) kapatmak yerine, yüzbinlerce blog sitesini erişimimize engellemesi. (more…)

Yazmadan Durabilmek

Pazar, Temmuz 29th, 2007

5 ay önceydi. Bir öğle vakti, tüm korkularıma rağmen hala bir ümitle bekliyordum. Duymayı beklediğim cümleyi, duyduğumda bu kadar garipseyeceğimi hiç düşünememiştim. Demek ki duyacağımı sandığım şeye aslında ben de inanmıyormuşum, inanmak da istemiyormuşum. Tarihi bir andı şahit olduğum… Evet belki tarih kitapları yazmayacaktı ama muhakkak benim kitabımda kalın harflerle yazacaktı. Ve o cümleyi duydum… (more…)

Televizyonsuz Hayat; Çok Rahat

Çarşamba, Kasım 22nd, 2006

Bilgisayar sahibi olduğum 15′li yaşlarıma dek tam bir televizyon delisiydim. O zamanlar, günde 10 saatten fazla bilfiil televizyon izlediğim çokça vakidir. Günlerimi özetlemek o zamanlar çok rahattı; sabah kalk, kahvaltı(televizyon karşısında), televizyon seyret, öğle yemeği (televizyon karşısında), televizyon seyret, akşam yemeği(televizyon karşısında), televizyon seyret, akşam yat… Bu durumu fark ettiğim bazı akşamlar halime çok şaşırdığımı, buna rağmen ertesi gün bu tempomdan hiçbir şey kaybetmeden yine televizyon başında akşamladığımı da hatırlarım. (more…)

Kayıp Giden Mezarlık Kültürümüz

Cuma, Ağustos 25th, 2006

Dün, boş günümü değerlendirip, uzun zamandır yapmayı planladığım bir şey yaptım ve kadîm bir dostumla Eyüp Mezarlığı’nı ziyarete gittim. Uzunca bir süredir eski mezarlarımız ve mezartaşlarımız ilgimi çekmiş ve beni bu alanda bir şeyler araştırmaya sevketmişti. Eski mezartaşlarımızdaki o ince, hassas, sanatkâr ruh, toplumsal olarak ölüme o sıcak bakış, en güzel, en kaliteli şekilde yaşanmaya çalışılan bir hayatın, yine en güzel şekilde bir noktası olan o müthiş mezar kültürü, öğrendikçe beni derinden etkilemiş ve bu büyük kültürel olgunluktan şimdiki yozluğa gelişimizi farketmek de bir o kadar yaralamıştı. Ben, mezarlık kültürümüzle ilgili şeyler okurken, kaybetmeye yüztuttuğumuz şeyleri öğrenmenin hüznü içerisindeyken, aslında vahim durumun, hani “ağlanılası” durumun farkında olmadığımı ise ancak Eyüp ziyaretimde farkedebildim. (more…)

© 2007, muratcorlu.com