<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Murat Çorlu</title>
	<atom:link href="http://muratcorlu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://muratcorlu.com/tr</link>
	<description>"Gölgede duranın, gölgesi olmaz"</description>
	<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 15:20:14 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Oku-dum-da</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/oku-dum-da/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/oku-dum-da/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 15:20:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Murâdî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/tr/?p=65</guid>
		<description><![CDATA[- Bitti Murat, hayırlı olsun&#8230;
- Emin misin abi, bir eksik falan olmasın?
- Yok, bütün notların tam. Belgelerini getir, mezuniyet belgeni verelim&#8230;
Fotoğraf çektir, oraya buraya imza attır ve kimliğini teslim et&#8230; Bu ana kadar pek inandırıcı gelmiyordu. &#8220;Kesin bir problem çıkacak, biraz daha beklemek zorunda kalacağım&#8221; diyordum hep içimden. Bundan 1 ay kadar önce son dersimden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- Bitti Murat, hayırlı olsun&#8230;</p>
<p>- Emin misin abi, bir eksik falan olmasın?</p>
<p>- Yok, bütün notların tam. Belgelerini getir, mezuniyet belgeni verelim&#8230;</p>
<p>Fotoğraf çektir, oraya buraya imza attır ve kimliğini teslim et&#8230; Bu ana kadar pek inandırıcı gelmiyordu. &#8220;Kesin bir problem çıkacak, biraz daha beklemek zorunda kalacağım&#8221; diyordum hep içimden. Bundan 1 ay kadar önce son dersimden geçtiğimi bana telefonla haber veren arkadaşa da çok inanamamıştım. Ama yıllardır cüzdanımdan ayırmadığım kimliğimi teslim etmek kafamı dank ettirdi. 20 yıllık öğrencilik hayatım sona eriyordu. Sevinmeliydim sanırım ama pek sevindiğim söylenemez. Hani utanmasam, &#8220;üzüldüm&#8221; bile diyeceğim&#8230;<br />
<span id="more-65"></span><br />
4 yıl önce mezun olan sınıf arkadaşlarımdan 2 kat fazla okumuş olmama rağmen, mezuniyet belgesinde bu durumun kayıt ve mezuniyet tarihleri arasında yapılacak çıkarma işleminden çıkan sonucun büyüklüğü dışında bana birşey kazandırmamış -veya kaybettirmemiş- olması ilginç gelmişti. Evet, ben de üniversite mezunuydum artık, herkes sevinebilirdi&#8230;</p>
<p>Ama ben sevinemedim. Sevinmek için de elimde az şey vardı aslında: Okulu bitiremediğimde fazladan yapmak zorunda kalacağım askerlik süresinden yırtmış olmak, ailemin üniversite mezunu bir çocuk sahibi olmasından kazandıkları iç ferahlığı ve toplumda üniversite mezunu sıfatını alabilmenin verdiği sahte güç. Ama üzülmek için daha çok sebebim var gibiydi: Bir kere artık öğrenci değildim. Bu basit birşey değil, çünkü ben bu ana dek &#8220;hep&#8221; öğrenciydim. Kendimi bilmediğim dönemlerden beri bir öğrenciydim. Artık &#8220;öğrenci değilim&#8221;. Neyim? Bilmem, sadece öğrenci değilim. Garip&#8230; Sonra, artık kafama estiğinde öğrencisi olduğum üniversitenin hocalarına gidip soru sorma şansım yok. Bunun için artık bir mazeret sunmalıyım. Ama şimdiye dek buna ihtiyacım yoktu, &#8220;şu bölümün öğrencisiyim&#8221; deyip, istediğim kişiye soru yöneltebiliyordum. Öğrenci olmanın başka avantajları da vardı; öğrencilerden beklentiler az olur, okulunda başarılıysan başka yapman gereken birşey yoktur. Başarılı değilsen de her zaman düzeltmek için ümit vardır. Öğrenci olmak her yerde otomatikman indirim hakkı kazandırır. Bir çok yere girip çıkmakda &#8220;basın kartı&#8221; sahibi olmak gibi bir güçtür bir üniversite öğrencisi olmak. Çevrende bir sürü işsiz-güçsüz, ama zeki ve dinamik insan bulunmasının verdiği güçle her zaman yeni bir maceraya atılma şansın vardır. Öğrenci evinde kalırsın, masrafın azdır, komşularla aran iyiyse sana yemek bile yaparlar&#8230;</p>
<p>Velhasıl-ı kelam; öğrenci olmak pek de fena birşey değilmiş, bunu bildim. Tabi bir çok şeyde olduğu gibi bunda da kadir kıymet elden gidince anlaşıldı.</p>
<p>Başka şeyler yazacaktım, yine olmadı. Hep böyle oluyor; başlıyorum, yazarken çark ediyorum. Çoğu yazım da bu yüzden sonuna gelemeden çöp bidonuna gidiyor. Bu üniversite ve mezuniyet meselesi daha çok yazı mevzusu olur. Ümid edilir ki sonu getirilebilen ve paylaşılabilenlerden olsunlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/oku-dum-da/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Internet Explorer&#8217;dan kurtulmak için bir fırsat daha: Firefox 3!</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/internet-explorerdan-kurtulmak-icin-bir-firsat-daha-firefox-3/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/internet-explorerdan-kurtulmak-icin-bir-firsat-daha-firefox-3/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2008 10:55:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Web Programlama]]></category>

		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<category><![CDATA[browser]]></category>

		<category><![CDATA[firefox]]></category>

		<category><![CDATA[internet explorer]]></category>

		<category><![CDATA[microsoft]]></category>

		<category><![CDATA[mozilla]]></category>

		<category><![CDATA[opera]]></category>

		<category><![CDATA[safari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Bugün  Firefox&#8217;un heyecanla beklenen 3. versiyonu duyruldu: http://www.mozilla-europe.org/tr/
Biz web yazılımcıları için Internet Explorer&#8217;ın varlığı ve üstüne üstlük en çok kullanılan browser olması ne büyük talihsizliktir bilemezsiniz. Özelleştirilmesi güç, performansı iğrenç, kod yorumlaması komik Internet Explorer yüzünden 2 saatlik işimiz 4 saate, 8 saate çıkar. Bazen deveye hendek atlatmaktan zordur IE&#8217;ye birşey anlatmak. IE olmasa, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full no-border" style="float: right;" title="Mozilla Firefox" src="http://muratcorlu.com/depo/icerik/firefox-wordmark-horizontal_small.png" alt="Mozilla Firefox" width="206" height="96" />Bugün  Firefox&#8217;un heyecanla beklenen 3. versiyonu duyruldu: <a href="http://www.mozilla-europe.org/tr/">http://www.mozilla-europe.org/tr/</a></p>
<p>Biz web yazılımcıları için Internet Explorer&#8217;ın varlığı ve üstüne üstlük en çok kullanılan browser olması ne büyük talihsizliktir bilemezsiniz. Özelleştirilmesi güç, performansı iğrenç, kod yorumlaması komik Internet Explorer yüzünden 2 saatlik işimiz 4 saate, 8 saate çıkar. Bazen deveye hendek atlatmaktan zordur IE&#8217;ye birşey anlatmak. IE olmasa, internet teknolojileri daha hızlı ilerlerdi diyorum, artık gerisini siz anlayın.<span id="more-52"></span></p>
<p>Son zamanlarda Firefox kullanıcı sayısı büyük bir yükselişte. İnsanlar farkında olmadan kullandıkları IE&#8217;nin daha iyi bir alternatifinin olduğunu değişik vesilelerle farketmeye başladılar. Bu konuda özellikle Firefox&#8217;un eklentiler ile özelleştirilebilir olmasının büyük payı var. Örneğin; Facebook&#8217;u Türkçe olarak gezebilmek için bir çok kişi Firefox kurdu ve eklenti ile işini gördü. Bir aralar oynadığım <a href="http://www.travian.com.tr">Travian</a> oyununu daha efektif oynayabilmek için de Firefox kullananların sayısı artmıştı. Zira Firefox ile kullanılabilecek bir eklenti sayesinde oyunda otomatik çözümler ayrıntılı hesaplamalar görülebiliyordu.</p>
<p>Bu ve bunun gibi sebeplerle adından söz ettiren Firefox, yeni sürümüyle daha da bir sağlamlıştaracak gibi yerini. Zira Firefox 2&#8242;de görünen bazı performans sorunları Firefox 3&#8242;de büyük oranda giderilmiş ve kullanım kolaylığına daha çok eğilinmiş.</p>
<p>&#8220;Neden rahatımı bozup IE&#8217;yi bırakayım ki&#8221; diyorsanız daha soruyu sorarken yanılıyorsunuz. Aslında rahat olduğunuzu sandığınız şey alışkanlığınızdan başka birşey değil. Firefox&#8217;u kısa süre kullandığınızda IE&#8217;yi bir daha açmak istemeyeceğinizi garanti ederim. IE gibi her işletim sisteminde kullanamayacağınız, hatta bir işletim sürümünün versiyonlarında bile köklü farklılıklar gösteren bir browser ile kendinize devamlı iş çıkarmaktansa, neredeyse tüm işletim sistemlerinde ve sürümlerinde kullanılabilen, istediğiniz zaman rahatça kaldırılabilen, hatta USB diske yerleştirip yanınızda bile taşıyabileceğiniz(bkz: <a href="http://portableapps.com/">Portable Applications</a>) bir browser kullanıcısı olmak size uzun vadede büyük kafa rahatlığı sağlayacaktır.</p>
<p>Tüm bunların yanında Firefox(Hatta o olmadı, <a href="http://www.opera.com">Opera</a>, <a href="http://www.apple.com/safari/">Safari</a>, bunlar da güzeldir) kullanarak biz web yazılımcı kardeşleriniz için de büyük bir hayır işlemiş olacaksınız. IE kullanılmadığında(veya pazarı kaybetmenin acısıyla Microsoft gerçekten kaliteli bir browser yaptığında) daha güzel siteleri daha hızlı şekilde üretebiliriz, siz de internette daha rahat ve eğlenerek dolaşabilirsiniz.</p>
<p>Hadi artık, hem kendinize hem internet teknolojisine bir katkıda bulunun, IE&#8217;den vazgeçin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/internet-explorerdan-kurtulmak-icin-bir-firsat-daha-firefox-3/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Linux için Adobe AIR Alpha1 duyuruldu</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/linux-icin-adobe-air-alpha1-duyuruldu/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/linux-icin-adobe-air-alpha1-duyuruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Apr 2008 04:03:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Javascript]]></category>

		<category><![CDATA[Programlama]]></category>

		<category><![CDATA[Web Programlama]]></category>

		<category><![CDATA[adobe air]]></category>

		<category><![CDATA[linux]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/yazi/linux-icin-adobe-air-alpha1-duyuruldu/</guid>
		<description><![CDATA[Adobe, dikkatle takip ettiğim AIR ürününün, heyecanla beklediğim Linux versiyonunun alpha&#8217;sını bir hafta kadar önce duyurdu: http://labs.adobe.com/technologies/air/

HTML, CSS ve Javascript yazarak platform bağımsız(Win, Mac, Linux), masaüstü uygulamaları geliştirme imkanı vermesi AIR&#8217;e karşı çok sıcak bakmamı sağladı. Web&#8217;i masaüstüyle birleştirme çabalarının bir başka örneği olan AIR, ücretsiz olmasıyla da dikkat çekiyor. Yaptığımız sitelerle ilişkilendirilecek küçük masaüstü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adobe, dikkatle takip ettiğim <a href="http://www.adobe.com/products/air/" title="Adobe Air">AIR</a> ürününün, heyecanla beklediğim Linux versiyonunun alpha&#8217;sını bir hafta kadar önce duyurdu: <a href="http://labs.adobe.com/technologies/air/" target="_blank">http://labs.adobe.com/technologies/air/</a><br />
<span id="more-48"></span><br />
HTML, CSS ve Javascript yazarak <strong>platform bağımsız(Win, Mac, Linux),</strong> masaüstü uygulamaları geliştirme imkanı vermesi AIR&#8217;e karşı çok sıcak bakmamı sağladı. Web&#8217;i masaüstüyle birleştirme çabalarının bir başka örneği olan AIR, <strong>ücretsiz</strong> olmasıyla da dikkat çekiyor. Yaptığımız sitelerle ilişkilendirilecek küçük masaüstü araçları yapmak için bile harika bir araç bence. Örneğin yaptığınız bir sitenin yeni içeriklerini takip edebilmesi için kullanıcılarınıza bir masaüstü aracı kullandırmak isteyebilirsiniz. Veya, bir intranet uygulamanızı, masaüstü uygulaması gibi kullandırmayı isteyebilirsiniz. Benzer mantıkla, sitenizin yönetici panelini siteye koymak yerine, bu şekilde bir masaüstü aracı gibi kullandırabilirsiniz.</p>
<p>Benim için Linux versiyonu olması oldukça önemli bir özellik olduğu için(nedeni başka bir yazıya inşaallah&#8230;), bu alpha sürümü çıkana kadar üzerine tam manasıyla eğilmeyi bekletiyordum ancak görünen o ki, Adobe sözünün eri ve Linux için ciddi manada çalışmaya devam ediyor.</p>
<p>Front-end web yazılımcılarının Adobe AIR&#8217;i mutlaka denemelerini ve incelemelerini tavsiye ediyorum. Kullanan, takip eden arkadaşlar varsa, onlarla da yazışmayı, tecrübelerimizi ve fikirlerimizi paylaşmayı isterim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/linux-icin-adobe-air-alpha1-duyuruldu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Musiki İnkılabı&#8217;na mizahcı bakışı: Mutlu Ol! Bu Bir Emirdir</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/musiki-inkilabina-mizahci-bakisi-mutlu-ol-bu-bir-emirdir/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/musiki-inkilabina-mizahci-bakisi-mutlu-ol-bu-bir-emirdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Mar 2008 08:26:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Murâdî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/yazi/musiki-inkilabina-mizahci-bakisi-mutlu-ol-bu-bir-emirdir/</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal altyapısı çok öncelere, ta Dede Efendi zamanlarına dayanan, ancak toplumsal etkilerinin Cumhuriyet&#8217;in kuruluş dönemlerinde daha bariz olarak hissedildiği, Batı Müziği&#8217;nin el üstünde tutulmaya başlanıp, Türk Müziği&#8217;ninse hor görülmeye başlanmasıyla, bir dönem sanat hayatımıza damga vuran &#8220;Musiki İnkılabı&#8221; sürecinin sancılarını ve yansımalarını hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz. Bütün sistemlerin tekrar elden geçirildiği Cumhuriyet&#8217;in ilk yıllarında, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal altyapısı çok öncelere, ta Dede Efendi zamanlarına dayanan, ancak toplumsal etkilerinin Cumhuriyet&#8217;in kuruluş dönemlerinde daha bariz olarak hissedildiği, Batı Müziği&#8217;nin el üstünde tutulmaya başlanıp, Türk Müziği&#8217;ninse hor görülmeye başlanmasıyla, bir dönem sanat hayatımıza damga vuran <strong>&#8220;Musiki İnkılabı&#8221;</strong> sürecinin sancılarını ve yansımalarını hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz. Bütün sistemlerin tekrar elden geçirildiği Cumhuriyet&#8217;in ilk yıllarında, bu yaklaşım da, bir devrim olarak kendini göstermiş ve tarih kitaplarında yer edinmiştir. <strong>Müzik Devrimi</strong> diye tabir edilen devrim, bakın bize üniversitede okutulan bir İnkılap Tarihi kitabında nasıl tanımlanıyor:</p>
<p>&#8220;Türk Devrimi, en zor mücadelelerinden birisini de, müzik eğitimi alanında vermiştir. <strong>Milleti uyuşukluğa, bezginliğe sürükleyen Arap-Bizans karması müziğin</strong> yıkılması, yerine dinamik, çağdaş Milli Türk müziğinin getirilmesi gerekiyordu. Bu amaca ulaşmak için, 1925&#8242;te açılan Dar-ül Elhan&#8217;da 1928 tarihinden itibaren bu tür müzik türü yasaklanmıştır.&#8221;<br />
<span id="more-47"></span><br />
<strong> &#8220;Milleti uyşukluğa, bezginliğe sürükleyen Arap-Bizans karması müzik&#8221;</strong> ile <strong>Dede Efendi</strong>&#8216;nin, <strong>Itrî</strong>&#8216;nin müziğinin kastedildiğini bilmem hatırlatmaya gerek var mı? Tabi, bu yasaklama devrimin bir yönü, ancak Musiki İnkılabı&#8217;yla ilgili küçük bir araştırma yapan herkes görecektir ki, Türk Müziğinin radyolarda ve umuma açık yerlerde çalınıp söylenmesi de <strong>1 yıl 9 ay</strong> kadar bir süreyle yasaklı kalmıştır. Tabi bu yasak ve fikriyatın yansımaları Türk Müziğine ve musikişinaslarına bakış açısındaki aşağılama ile kendini uzun yıllar göstermiştir. Devrin nadide musikişinasları, uzun süreler sahne alamamış, hor görülmüş, ancak özel meclislerde çalıp söyleyerek müzik çalışmalarına devam edebilmişlerdir. Bazı musikişinaslar, hayatını idame ettirebilmek adına, <strong>meyhanelerde</strong> icra etme yolunu tutmuş, bazıları ise çareyi <strong>zorlama Batı Müziği uyarlamaları</strong> yapmakta aramıştır. Hatta <strong>arabesk müziğin doğuşu</strong> bir çok kişi tarafından bu yasağa bağlanmıştır. Zira bu süreçte <strong>Batı Müziği dinlemek istemeyen halk</strong>, kendi sevdiği müziklere daha çok benzeyen <strong>Mısır radyolarını</strong> dinlemeye başlamış ve zamanla da bu müziği benimsemiştir.</p>
<p>Cumhuriyet&#8217;in kuruluş aşamasındaki her uygulamayı ve fikri eleştirmek gibi, Musiki İnkılabını eleştirmek de, bir çok kişi tarafından, Atatürk&#8217;ü ve Cumhuriyeti eleştirmekle eşdeğer tutulduğundan, bu konuda eleştirel birşeyler söylemek, malesef cesaret isteyen bir iştir. Musiki İnkılabıyla ilgili bir doktora tezi araştırması yapmayı düşünen bir arkadaşıma, müziğimizin yaşayan nadide hocalarından <strong>Alâeddin Yavaşça</strong>, &#8220;Ben yaşımı başımı almışım, bu konuda ben birşeyler söylesem benim için çok birşey ifade etmez. Ancak sen daha gençsin. Bu konuda birşeyler yazmakla <strong>bir çok şeyi göze almak zorundasın</strong>&#8221; diyerek uyarmıştı.</p>
<p>Bu aralar internette popüler olan bir kısa film var. <strong>Sinan Çetin</strong>&#8216;in &#8220;<strong>Mutlı Ol! Bu Bir Emirdir</strong>&#8221; adlı kısa filmi işte tam bu konuya mizahi açıdan bir parmak basıyor. Aşağıda seyredebileceğiniz kısa film, bu uzun süreci birkaç dakikada özetleyebilecek, belki biraz abartılı ama yerinde bir eleştiri getiriyor. Tabii, bu film bu kadar beğenilip ilgi görünce, birileri hemen konuyu siyasi ve ideolojik ortamlara çekip, yönetmeni <strong>Cumhuriyet rejimini tenkid etmekle</strong> itham etmekten geri kalmadı.</p>
<p>Filmde alay edilen <strong>ne Cumhuriyettir, ne de bir kaç şahsiyettir</strong>. Alay edilen, İnkılap Tarihi kitaplarına dahi giren, yukarıda verdiğim bir pasajdaki fikriyattır. Hâlâ sanat dallarını, çeşitlerini birbirine <strong>üst ve alt gören zihniyette</strong> bir çok insan var. &#8220;Resim 2, heykelse 3 boyutlu. O zaman heykelcilik, resme göre daha kaliteli bir sanattır&#8221; der gibi, <strong>tek sesli müziğimizi, çok sesli müzik karşısında aşağılayanlar</strong>, malesef cahil insanlar da değillerdir.</p>
<p>Bu meyanda, Sinan Çetin&#8217;in bu eleştirileri göze alarak böyle bir kısa film çekmesinden ötürü kendisini tebrik ediyorum. Bu tartışmalar Cumhuriyet veya Atatürk üzerinden yürütüldüğü sürece <strong>hiçkimseye bir faydası olmayacak</strong>, bilakis zarar verecektir. Ama yakın tarihimizde ve &#8220;hâlâ&#8221; vaki olan bir durumu tartışmak, üzerine akl-ı selim biçimde kafa yormak da üzerimize vazifedir. &#8220;Hepsi&#8221; demek yerine &#8220;O mu, bu mu&#8221; diye bir tercih zorlamasıyla karşılaşınca &#8220;hiçbiri&#8221;nden anlamıyoruz ve <strong>&#8220;hayat damarlarımızdan biri komuş&#8221;</strong> oluyor. Bu yanlıştan dönülmesi ümidiyle&#8230;</p>
<p><strong>Not:</strong> Musiki İnkılabı konusunda okumalarım ve araştırmalarım devam ediyor. Aslında etraflıca bir araştırma yazısı yazmak için bekliyordum ancak bu kısa film etrafında dönen tartışmalar hakkında fikrimi yazma ihtiyacı hissettim. İnşaallah yakın zamanda daha ayrıntılı bir araştırma yazısı kaleme alabilirim.</p>
<h3>Daha fazla okuma</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.musikidergisi.net/?p=214">Musiki İnkılabı üzerine - Dr. Ayhan Sarı</a></li>
<li><a href="http://www.alaeddinyavasca.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=27&amp;Itemid=36">Devletin Sırtı Hâlâ Türk Müziğine Dönük - Alâeddin Yavaşça</a></li>
<li><a href="http://arsiv.zaman.com.tr/2002/03/03/yazarlar/cembehar.htm">Sanat / kültür / devrim - Cem Behar</a></li>
<li><a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&amp;haberno=6917">Terk edemediğimiz halka güzellik taşıma sendromu - Orhan Tekelioğlu</a></li>
</ul>
<div><object height="355" width="100%"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Qbbp8ac8ROQ&amp;hl=en"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/Qbbp8ac8ROQ&amp;hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="355" width="100%"></embed></object></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/musiki-inkilabina-mizahci-bakisi-mutlu-ol-bu-bir-emirdir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ev Erkekliği Bölümünden Yüksek Lisans Mezunu Olmak</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/ev-erkekligi-bolumunden-yuksek-lisans-mezunu-olmak/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/ev-erkekligi-bolumunden-yuksek-lisans-mezunu-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 01:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Murâdî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/yazi/ev-erkekligi-bolumunde-yuksek-lisans-mezunu-olmak/</guid>
		<description><![CDATA[Üniversiteye başlayalı tam 7.5 yıl oldu. Dile kolay, 7.5 yıl! 1. sınıftaki bir hocamı geçenlerde gördüğümde aradan geçen süreyi, hocamızın yüzündeki kıvrımlardan sezince ürperdim. Oturup parmak hesabı yaptım; ben üniversite 1. sınıftayken 35 yaşında olan biri, şu sıralar 43 yaşında oluyor! Ben o zamanlar 18 yaşımdayken, şimdi 26 yaşıma basmaya ramak kalmanın garip hisleri içerisindeyim.
Aradan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteye başlayalı tam 7.5 yıl oldu. Dile kolay, 7.5 yıl! 1. sınıftaki bir hocamı geçenlerde gördüğümde aradan geçen süreyi, hocamızın yüzündeki kıvrımlardan sezince ürperdim. Oturup parmak hesabı yaptım; ben üniversite 1. sınıftayken 35 yaşında olan biri, şu sıralar 43 yaşında oluyor! Ben o zamanlar 18 yaşımdayken, şimdi 26 yaşıma basmaya ramak kalmanın garip hisleri içerisindeyim.</p>
<p>Aradan geçen süreyi daha iyi anlamak için örnekleri çoğaltmak mümkün ve faydalı: Eğer 4. sınıfta mezun olup 2. bir üniversiteye başlasaydım, şu anda ikinci diplomayı almaya çok yakın olabilirdim. 2. üniversite yerine yüksek lisansa başlamış olsaydım, bu sefer de şu an yüksek lisans mezunu ve doktora için uğraşıyor olabilirdim. Eğer normal sürede mezun olup hemen evlenseydim, şu sıralar belki ikinci evladımı kucağımda tutuyor bile olabilecektim(bunu yaşayan sınıf arkadaşlarım var).<br />
<span id="more-42"></span><br />
Üniversite hayatımın lisans aşamasının iki katına çıkması, bana akademik olarak birşey katmadı malesef, ancak, bu sürede üniversiteler kadar insafsız olmayan hayatın diğer alanlarındaki tecrübeler, bu yılların karşılığında bana birşeyler verdi. 4 yıl da uğraşsam, 8 yıl da uğraşsam aynı diplomayı alıyorum. Fakat gurbette geçen 4 yıllık bekâr hayatıyla, 8 yıllık olanının arasındaki tecrübe farkı oldukça büyük oldu. Sanırım buna sevinmeliyim&#8230;</p>
<p>Dikkat; &#8220;İyi ki üniversiteyi uzattım, herkese de tavsiye ediyorum&#8221; demiyorum. Ancak düşünüyorum ki; bazen bilinçli ve istekli, bazense bilinçsiz ve isteksiz olarak yaşadıklarımız, istediklerimizin bize getireceklerinden daha güzel şeyler getirebiliyor.</p>
<p>Tüm bu düşünceler, geçenlerde elimde cif ve bulaşık süngeri ile, aygazın üzerindeki lekeleri ovalarken geçti aklımdan. 1 saati geçen ovalamam, lekeleri yerinden edemeyince, tüm kimya bilgilerimi gözden geçirme ihtiyacı hissedip, farklı denemeler yaptım. Denemelerimin çözüme katkı sağladığını farkedince de mutfak işleri konusunda, kendimi âvâmın üzerinde hissederek, 8 yıla varan üniversite hayatımın bana hakkıyla bir &#8220;ev erkekliği&#8221; unvanı vermesinin sevinciyle tebessüm ettim. &#8220;Bir aygazı temizledin diye mi tüm bu gurur?&#8221; demeyiniz hemen. Zira bu 8 yılda ev erkekliği nâmına öğrendiğim çok şeyim var:</p>
<ul>
<li>Çoğu kız arkadaşımdan çok daha fazla yemek yapmayı biliyorum. Hatta bilmek bir yana, yemek yapmaya değer verip, zevk bile alıyorum.</li>
<li>Sallama çayla tatmin olmayıp, evimde içtiğim çayı özleyebilen biri olarak, çay demleme konusunda da belli bir yetkinlikte olduğumu söyleyebilirim.</li>
<li>Bir battaniyenin nasıl yıkanacağını daha ilk üniversite yıllarımda tecrübe ettim, kaleme bile almıştım. Çoğu kız bilmez!</li>
<li>İlkinde utana sıkıla pencereye çıkıp kıpkırmızı olsam da, cam silme konusunda da bir çok tecrübem mevcut ve camın varlığının insanda şüphe uyandıracağı düzeyde güzel cam silebilmekteyim.</li>
<li>Düğme dikebiliyorum, yırtık-sökük tamir edebiliyorum.</li>
<li>Beni tek zorlayan şey olsa da, mecbur kalırsam elde çamaşır yıkayabiliyorum.</li>
<li>Çok güzel ütü yaparım.</li>
<li>Halı yıkamak ve yer silmek konusunda da bir çok tecrübem mevcut. Yıkadığım halının üzerine uzanıp yatmanın zevki çok az çimde bulunur.</li>
<li>Bozulan çeşmeler, yanmayan ampüller, çalışmayan elektrik anahtarları, paslanan çamaşır askıları, kapanmayan balkon kapıları, çatlayan pencere camları vb. her tür ev problemine pratik çözümler üretebiliyor, ev arkadaşlarımın bolca hayır dualarını alabiliyorum.</li>
</ul>
<p>Daha saymama lüzum yoktur herhalde. Tüm bunları okuduktan sonra, siz ev erkekliği bölümünde hoca olsanız, bana bölümünüzün diplomasını layık görmez misiniz? Görürsünüz görürsünüz&#8230;</p>
<p>Uzatmalı üniversite hayatımdan, ev erkekliği nişânım da yanıma kâr kalsın. Yakın zamanda, bu nişânıma ihtiyaç kalmaması ümidiyle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/ev-erkekligi-bolumunden-yuksek-lisans-mezunu-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya&#8217;nın İlk AJAX Sunucusu: Jaxer</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/dunyanin-ilk-ajax-sunucusu-jaxer/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/dunyanin-ilk-ajax-sunucusu-jaxer/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2008 02:35:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Javascript]]></category>

		<category><![CDATA[Web Programlama]]></category>

		<category><![CDATA[ajax]]></category>

		<category><![CDATA[aptana]]></category>

		<category><![CDATA[jaxer]]></category>

		<category><![CDATA[serverside]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/yazi/sunucu-tarafli-javascript-sunucusu-jaxer/</guid>
		<description><![CDATA[Web uygulama geliştirme dünyası müthiş bir ivmeyle büyümeye devam ediyor. Neredeyse her gün yeni bir terimle, teknolojiyle veya uygulamayla karşılaşıyoruz. Geliştirenlerden değil de takipçilerden biri olarak kalanlar için, izlenmesi zorlaşan, insanı hayretler içerisinde bırakan bir ivme bu.
Bu ivmeye ulaşılmasında ve bu kadar çok uygulama geliştirme teknolojisinin ortaya çıkmasında Web 2.0 felsefesinin internette büyük kabul görmesini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Web uygulama geliştirme dünyası müthiş bir ivmeyle büyümeye devam ediyor. Neredeyse her gün yeni bir terimle, teknolojiyle veya uygulamayla karşılaşıyoruz. Geliştirenlerden değil de takipçilerden biri olarak kalanlar için, izlenmesi zorlaşan, insanı hayretler içerisinde bırakan bir ivme bu.</p>
<p>Bu ivmeye ulaşılmasında ve bu kadar çok uygulama geliştirme teknolojisinin ortaya çıkmasında Web 2.0 felsefesinin internette büyük kabul görmesini payının büyük olduğunu düşünüyorum. Bütün web sitelerinin birbirleriyle entegre çalışıp, milyonlarca ziyaretçinin el birliğiyle oluşturdukları sitelerin var olduğu internet ortamında, tüm bu entegrasyonun daha kolay, daha performanslı ve daha esnek bir şekilde sağlanabilmesi için bir çok fikir ortaya atılıyor. Tüm bu ihtiyaçlarda, tartışmasız yeri en sağlam olan dil olan Javascript&#8217;in, istemci-browser taraflı dil yapısından alınıp, her alanda kullanılmaya başlanması da bu sürecin bir parçası gibi. Ve işte bu sürecin önemli adımlarından biri daha meydana geldi ve Dünya&#8217;nın ilk AJAX sunucusu <a href="http://aptana.com/jaxer">Jaxer</a>, web uygulaması geliştiricilerinin ilgisine sunuldu.<br />
<span id="more-43"></span><br />
Güçlü ve işlevsel AJAX IDE&#8217;si <a href="http://aptana.com/studio">Aptana Studio</a>&#8216;nun üreticileri, muhtemelen bu başarılı IDE&#8217;yi yaparken JavaScript&#8217;i ve AJAX teknolojisini hatmettikleri için, adı çok söylenmesine rağmen bir türlü kimsenin üretmediği &#8220;sunucu taraflı Javascript&#8221; teknolojisini üretmek amacıyla kolları sıvadılar ve Jaxer&#8217;ı ürettiler.</p>
<p>Jaxer ücretsiz ve açık kaynak kodlu bir AJAX sunucusu. Bir <a href="http://apacher.org">Apache</a> modülü olarak çalışıyor. Web geliştiricilerine client tarafında yazdığı dille sunucu taraflı işlemler de yapma imkanı vermeye çalışan Jaxer geliştiricileri, bu amaçla, sunucu taraflı, client taraflı ve &#8220;hem sunucu, hem client taraflı&#8221; Javascript kodları yazma imkanı vermişler. Bu demek oluyor ki, HTML ve Javascript biliyorsanız Jaxer uyumlu dinamik web uygulamaları geliştirebilirsiniz demektir.</p>
<p>Jaxer&#8217;ın sağlayacağı en önemli imkanlardan biri, AJAX uygulamaları yazarken sunucu taraflı kodlarımızla (örn. PHP, Java, Ruby), istemci taraflı kodlarımız(Javascript) arasında veri alışverişi yaparken gerçekleştirmek zorunda olduğumuz bir dizi işlemden (XMLHTTP nesnesi oluşturmak, veriyi göndermek, sonucu beklemek, sonucu işlemek vs.) bizi kurtarıyor olması. Jaxer uygulamalarında aradaki bu prosedürel işlemlerin hepsini Jaxer kendisi hallediyor. Bu işlemlerin tamamını Jaxer&#8217;ın sunucu ve istemci taraflı frameworkleri otomatik olarak yapıyor.</p>
<p>Jaxer&#8217;ın adım adım nasıl çalıştığını şu şekilde özetleyebiliriz:</p>
<ol>
<li>Talep edilen HTML dokümanı sunucudan istemciye gönderilmek üzere web sunucusu tarafından (Apache) hazırlanır. Bu statik bir HTML dokümanı veya PHP, Java veya Ruby gibi bir dille üretilmiş bir HTML dokümanı olabilir.</li>
<li> Jaxer oluşturulan HTML dokümanını, istemciye gönderilmeden önce Apache&#8217;nin bir çıkış modülü olarak alır, bir browserın yaptığı gibi, onu çözümler ve içindeki sunucu tarafında çalışması istenen Javascript kodlarını çalıştırır.</li>
<li>Sonuç Jaxer Server Framework ve geliştirici kodlarıyla oluşturulmuş yeni bir HTML dokümanıdır. Fark şudur ki; Jaxer sunucu taraflı javascript kodlarını, istemci tarafından çağrılabilir metodlar haline çevirir, istemci tarafla sunucu tarafının oturum iletişimini sağlayacak bilgi ve metodları üretir.</li>
<li>Yeniden üretilmiş HTML istemci tarafında gönderilir.</li>
<li>İstemci dokümanı alır, HTML&#8217;den DOM üretilir ve bu sefer istemci taraflı javascrpt kodlarını çalıştırır.</li>
<li>Eğer sunucu taraflı bir metod çağrılırsa, parametreler otomatik olarak <a href="http://json.org"><abbr title="JavaScript Object Notation">JSON</abbr></a> formatına çevrilir ve server tarafındaki gerçek metod tetiklenmek için bir XMLHttpRequest talebi sunucuya gönderilir.</li>
<li>Sunucu bu özel talebi aldığında parametreler tekrar özgün haline çevrilir, çağrılan fonksion tekrar oluşturulup bu parametrelerle çalıştırılır ve dönen sonuç tekrar JSON verisine çevrilir.</li>
<li>İstemciye dönen veri yine otomatik olarak JSON türünden özgün veri türüne çevrilir ve işlem bu şekilde tamamlanır.</li>
</ol>
<p>ASP.NET ile uğraşırken sadece VB.NET kodu yazmamıza rağmen .NET Framework&#8217;un bizim için bir sürü Javascript kodu üretmesiyle, bu yapıyı benzer görmek mümkün, ancak tek fark var, bu sefer üretilen dil yazdığınız dilden farklı değil. (Gerçi sizi bilmem ama ben, benim yerime kod üreten yapılara hiç ısınamadığımı itiraf etmeliyim.)</p>
<p>Jaxer&#8217;ın şu anda en büyük eksiği henüz Linux versiyonunun olmaması gibi görünüyor. Windows ve Mac versiyonları <a href="http://aptana.com/jaxer/download/">sitesinden indirilebilen</a> Jaxer&#8217;ın Linux versiyonunun da kısa zamanda kullanıma sunulacağı belirtilmiş.</p>
<p>Bir not ile yazıma son vereyim. Daha önceden var olan fakat bu şekilde herkesin kullanımına sunulmamış bir sunucu sunucu taraflı Javascript çalışması olarak <a href="http://appjet.com">AppJet</a> sitesini belirtmek lazım. Bu sitede size verilen web arayüzüne javascript kodları yazarak, AppJet sunucularında çalışan dinamik web uygulamaları üretme şansınız bulunuyor.</p>
<h3> Kaynaklar</h3>
<ul>
<li><a href="http://www.aptana.com/node/43">http://www.aptana.com/node/43</a></li>
<li><a href="http://ejohn.org/blog/server-side-javascript-with-jaxer/">http://ejohn.org/blog/server-side-javascript-with-jaxer/</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/dunyanin-ilk-ajax-sunucusu-jaxer/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Framework Devri&#8221; ve &#8220;Mükemmel Kod&#8221;a Ulaşmak</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/framework-devri-ve-mukemmel-koda-ulasmak/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/framework-devri-ve-mukemmel-koda-ulasmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2008 04:20:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Javascript]]></category>

		<category><![CDATA[Programlama]]></category>

		<category><![CDATA[javascript php framework coding programming]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/yazi/framework-devri-ve-mukemmel-koda-ulasmak/</guid>
		<description><![CDATA[Bu aralar, bir projede kullanmak amacıyla Ext ile yatıp Ext ile kalkıyorum&#8230; Aslında sadece Ext ile dememek lazım; frameworkler ile yatıp frameworkler ila kalkıyorum demek daha yerinde olabilir. Birbirine benzer işlevleri olan bir sürü framework inceliyorum, &#8220;acaba onu mu kullansam&#8221;, &#8220;acaba bu daha mı işime yarar&#8221;, &#8220;aa, bunun şurası harikaymış&#8221; diyerek daldan dala atlamak, hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu aralar, bir projede kullanmak amacıyla <strong><a href="http://extjs.com" title="Ext JS">Ext</a></strong> ile yatıp Ext ile kalkıyorum&#8230; Aslında sadece Ext ile dememek lazım; frameworkler ile yatıp frameworkler ila kalkıyorum demek daha yerinde olabilir. Birbirine benzer işlevleri olan bir sürü framework inceliyorum, &#8220;acaba onu mu kullansam&#8221;, &#8220;acaba bu daha mı işime yarar&#8221;, &#8220;aa, bunun şurası harikaymış&#8221; diyerek daldan dala atlamak, hem sıkıcı, hem strese sokucu hem de yorucu olmaya başladı. Gel gör ki devir &#8220;<strong>Framework devri</strong>&#8221; oldu artık ve iyi framework kullanan kötüsünü kullananı dövüyor.<span id="more-41"></span> Efendim, &#8220;framework de ne ola ki?&#8221; diye kafa kaşıyanlar için ara bir açıklamamız kısaca şöyle olsun:</p>
<p><strong>Framework</strong>, bir ya da birkaç programlama dilini kapsayabilen, temel amacı, o dilde sıkça ihtiyaç duyulan işlemler için, hazır ve kullanımı kolay sınıf(class) ve metodlar sunan, bu sayede yazılımcıları gereksiz iş yükünden kurtarmayı hedefleyen uygulama parçacıklarıdır. Frameworkler gittikçe popüler olmaya başladılar. Bir çok dil için, bir çok frameworkden yazılımcılar bolca faydalanmaktalar. Bu frameworklere popüler bazı örnekleri ilgililer için yazımın sonuna iliştiriyorum.</p>
<p>Pek de tatmin edici görünmeyen bu &#8220;tanımlama denemesi&#8221;nden sonra, gelelim varmak istediğime&#8230; Uzunca bir süredir bunca framework görüp, kabaca inceledikten sonra, acaba &#8220;mükemmel kod&#8221; yazabilir miyim diye düşünmeden edemedim. Zira framework&#8217;lerde &#8220;mükemmel kod&#8221;a ulaşmak gibi, hani açıktan olmasa da, gizliden birşeyler seziliyor. Aynı dilde benzer işleri yapan bu kadar çok framework olması, &#8220;bak onu biz de yapıyoruz ama, bizimkini yazmak daha kolay&#8221; gibi, oluşturduğu yeni framework/dil&#8217;i olabilecek en iyisi diye göstermesi ya da en hafifinden o niyette olduğunu hissetirmesi, yine bu amacın aklıma gelmesindeki sebep oldu. Sonra &#8220;mükemmel kod&#8221; fikri üzerine bir miktar kafa yordum. Kafamın yorulmasından açığa çıkan şeyleri de şöylece özetledim:</p>
<p>Gördüm ki; insan elinden çıkmış hiçbir mükemmel şey olmadığı gibi, insan üretimi hiçbir kodun da mükemmel olabilmesi mümkün görünmüyor. Bunu düşününce biraz üzüldüğümü farkettim, demek ki ben de mükemmel bir kodlamaya ulaşabileceğimi ve tüm dertlerimin böylece biteceğini ümid ediyormuşum&#8230; Heyhât! Ne mümkün? Ben ne kadar engin bir bilgisayar programcısı da olsam, ne kadar çok uygulama yazma tecrübesi edinmiş de olsam, ne kadar farklı projelerde görev almış da olsam, yine de &#8220;daha güzeli yazılamayacak bir kod parçası&#8221; üretemiyorum. Neden mi?;</p>
<ol>
<li>Bir kod parçasının güzelliği ne kadar genel düşünülse de kullanılmak istenen projeye göre değişebiliyor.</li>
<li>Projeler aynı olsa bile, kodun işlevinin kalitesi projenin çalışacağı ortama göre de(donanım, işletim sistemi veya diğer yan bileşenler) değişiyor.</li>
<li>Bunlar da aynı olsa bile, kodun işlev kalitesi, bu kaliteyi onaylayan kişilerin, yani programcıların yaklaşımlarına, hatta hayata bakış açılarına göre de değişiyor ki, işte bir şeye mükemmel demeyi engelleyen şey de bu oluyor en nihayetinde.</li>
</ol>
<p>Yani kısacası, olmuyor dostlarım! Olmuyor, ama olmaması da doğal oluyor. Bu biraz idealist yazılımcı takıntılarıma kötü gelse de böyle birşey için ömür tüketmek gerekmediğini bilmenin verdiği huzur açısından güzel. Şimdi müsadenizle ben Ext dokümantasyonuma dönüyorum tekrar. &#8220;Mükemmele yakın&#8221; frameworklü çalışmalar dilerim herkese&#8230;</p>
<p>Not: Bu yazı böyle olmayacaktı, her zamanki gibi yazarken aklıma başka şeyler gelince bu hale dönüştü. Yazarkenki müdahalelerimin son bulmamasından dolayı yarım kalmış bekleyen yazılar hayli artınca, &#8220;artık bu da böyle olsun&#8221; diyerekten paylaşıma sunuyorum. Sürç-ü lisânımız affola&#8230;</p>
<p>Bazı Javascript Frameworkler:</p>
<ul>
<li><a href="http://prototypejs.org" title="Prototype JS">Prototype</a></li>
<li><a href="http://script.aculo.us" title="script.aculo.us">script.aculo.us</a></li>
<li><a href="http://extjs.com" title="Ext JS">Ext</a></li>
<li><a href="http://mootools.net" title="mootools">mootools</a></li>
<li><a href="http://dojotoolkit.org" title="Dojo Toolkit">Dojo Toolkit</a></li>
<li><a href="http://openrico.org" title="Rico">Rico</a></li>
<li><a href="http://jquery.com" title="jQuery">jQuery</a></li>
<li><a href="http://developer.yahoo.com/yui/" title="The Yahoo! User Interface Library (YUI)">YUI</a></li>
</ul>
<p>Bazı sunucu taraflı frameworkler:</p>
<ul>
<li><a href="http://framework.zend.com" title="Zend Framework">Zend</a> - PHP</li>
<li><a href="http://cakephp.org" title="CakePHP">CakePHP</a> - PHP</li>
<li><a href="http://seagull.phpkitchen.com/">Seagull</a> - PHP</li>
<li><a href="http://zoopframework.com/">ZooP</a> - PHP</li>
<li><a href="http://www.symfony-project.com/">Symfony</a> - PHP</li>
<li><a href="http://rubyonrails.org/" title="Ruby on Rails">Rails</a> - Ruby</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/framework-devri-ve-mukemmel-koda-ulasmak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Evliliği Öldürüyor</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/ask-evliligi-olduruyor/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/ask-evliligi-olduruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2008 03:43:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Murâdî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/yazi/ask-evliligi-olduruyor/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Evlilik aşkı öldürür&#8221; derler; sanki bunlar rakipmiş gibi. Ama gerçekten bir rakipse, hangisinin kazanmasını istemek lazım?
Herhalde âşık olmayan azdır şu âlemde. Aşkın tadını az çok almıştır bir çok insan. En azından, üç aşağı beş yukarı neye benzer birşey olduğunu fark etmiştir.
Ben de defalarca kez âşık oldum. Birbirinden değerli insanları tanıdım, sevdim. Çok değerli duygular paylaştım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Evlilik aşkı öldürür&#8221; derler; sanki bunlar rakipmiş gibi. Ama gerçekten bir rakipse, <strong>hangisinin kazanmasını istemek lazım</strong>?</p>
<p>Herhalde âşık olmayan azdır şu âlemde. Aşkın tadını az çok almıştır bir çok insan. En azından, üç aşağı beş yukarı neye benzer birşey olduğunu fark etmiştir.</p>
<p>Ben de defalarca kez âşık oldum. Birbirinden değerli insanları tanıdım, sevdim. Çok değerli duygular paylaştım. Hayatıma anlam kazandıran şeylerdi bazen aşklarım, bazense <strong>anlamlarıma hayat veren</strong>&#8230;<br />
<span id="more-39"></span><br />
Benim aşklarım hep evlilik düşüncesiyle birleşikti. Nereden kaynaklandığını tam bilemediğim bir kuvvet, beni evlilik düşüncesine karşı müthiş bir sempatiye çekiyordu. Daha 11 yaşındayken sevdiğim ilk kıza evlenme teklif ettiğimi söyleyeyim, varın gerisini siz anlayayın. Hatta hemcinslerimin rüyalarında bisiklet, atari ve bilumum oyuncakları gördükleri çocukluk yaşlarımda, ben yatağa erkenden girer &#8220;<strong>babalık hayalleri</strong>&#8221; kurardım. Mutlu mesut bir ailem, çocuklarım ve dünyalar güzeli, sadık, zeki ve olgun eşimi düşünür, bu saadet tablosunun verdiği huzurla uykuya dalardım.</p>
<p>Dedim ya, aşklarım evlilik hülyalarımın bir pekiştireci gibiydi. <strong>Eşim aşkım, aşkım eşimdi</strong>. Hani bunu çevremde çok göremediğim için vurguluyorum; insanlar önce sevip sonra evlenmeyi düşünüyor gibiler. Bense önce evlenmek üzerine düşünüp sonra seviyor gibiydim.</p>
<p>Ama birşeyler hep ters gitti. Her ayrılık, bir öncekinden daha yıkıcı olmaya başladı. Her seferinde yorulduğumu hissedip, &#8220;bundan sonraki artık son olmalı&#8221; diye düşündüm. Zaman geçtikçe ve her seferinde birşeylerin ters gittiğini farkettikçe, yeise kapılmaya başladım. O kadar sevgi, onca yıl, onca uğraş, ama yine de olmuyorsa, belki de hakikaten evlilik ve aşk birer rakipdir demeye vardım. Yıllarca &#8220;herşeyimi&#8221; anlatmaktan çekinmediğim dostumla, bir sebeple yollarımızı ayırıp artık yüzüne bile bakamayacak halde olduğumu görünce, &#8220;ne kazandım, ne kaybettim&#8221; diye sorgulamaktan kendimi alamadım.</p>
<p>Ve &#8220;sonuç nedir&#8221; diyeceksiniz; herşeyini hayalindeki müstakbel eşi ve çocukları üzerine planlayan ben, artık &#8220;evlenmeyi&#8221; sorgular oldum. Hayatımı bir evlat yetiştirmek ve iyi bir aile babası olmak yerine, başka şeylere adamak geçti aklımdan.  Her aşkım, bana bir değerli insanı daha kaybettirdiğine göre, artık insan kaybetmeye tahammülü olmayan biri olarak herhalde bu hülyadan vazgeçmeliydim. Kendim arzulayıp onca emek harcadığım bir meselede bu kadar başarısız olabiliyorsam, belki de artık bunun bir hırsa dönüşmesine izin vermemek için vazgeçmeliydim.</p>
<p>İnsanlar bazen en çok ehemmiyet verdikleriyle imtihan olurlar. İmtihanların zor olanları da bunlardır muhakkak. Benim için de bu mevzu zor imtihanlarımdan biri oldu şimdiye dek. Onca idealist düşüncelerle, onca ince eleyip sık dokumaya rağmen hâlâ huzursuz eden bunca tecrübe&#8230;</p>
<p>Ne diyelim; Allah hepimize <strong>hayırlısını</strong> nasip etsin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/ask-evliligi-olduruyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Teröre Karşı İtidal ve Birlik Zamanı</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/terore-karsi-itidal-ve-birlik-zamani/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/terore-karsi-itidal-ve-birlik-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 08:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Murâdî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/yazi/terore-karsi-itidal-ve-birlik-zamani/</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır pusuya yatmış, sessizce bekleyen terör belamız, sanki bittiğini sanmaya başladığımız bir dönemde, birden kendini hissettire hissettire yine geldi. Ve artık psikolojik baskının had safhaya çıktığı bir döneme kadar geldik. Son dönemlerdeki pervasızca saldırılar, tüm milletimizi çileden çıkarıyor.
Ancak, bir dakika&#8230; Birşeyler garip gidiyor! Önce durup dururken(!) bir seçim arefesinde terör belası hortlayıveriyor. Şehit cenazeleri farklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://muratcorlu.com/depo/icerik/turk_asker.jpg" alt="turk_asker.jpg" align="left" />Yıllardır pusuya yatmış, sessizce bekleyen terör belamız, sanki bittiğini sanmaya başladığımız bir dönemde, birden kendini hissettire hissettire yine geldi. Ve artık psikolojik baskının had safhaya çıktığı bir döneme kadar geldik. Son dönemlerdeki pervasızca saldırılar, tüm milletimizi çileden çıkarıyor.</p>
<p>Ancak, bir dakika&#8230; Birşeyler garip gidiyor! Önce durup dururken(!) bir seçim arefesinde terör belası hortlayıveriyor. Şehit cenazeleri farklı manalara çekiliyor. Ardarda gelen ve hiç de rastlantı olmadığı aşikar suikastlerle sarsılıyoruz. Derken tahrikler artıyor ve Kuzey Irak&#8217;a girmek için hükümete tezkere izni veriliyor. Bu olayın terör örgütünü korkutup, caydırmasını beklerken, onlar daha da umursamaz ve pervasız bir şekilde hem eylemlerini, hem de sözlerini sertleştiriyorlar. Hep bizi engellemeye çalışıyor görünen Amerika, &#8220;girmeyin&#8221; demekten başka birşey yapmıyor. Bu sözler dahi, halkımızı Irak&#8217;a girmek konusunda psikolojik bir baskı altına sokuyor.<br />
<span id="more-32"></span><br />
Evet, bir şeye doğru sürükleniyor gibiyiz. Belki bir operasyon yapmalıyız ve belki yapacağız da. Ama şu anda bu operasyonun zamanlamasına biz değil düşmanlarımız karar veriyor gibi. Halkımız galeyana getirilmeye çalışılıyor. Bazı bölgelerde -malesef- küçük çaplı yanlış yöne kaydırılan eylemler bile yapıldı.</p>
<p>Aslında PKK&#8217;nın Kuzey Irak&#8217;a girmemize bu kadar istekli görünmesi bile durup düşünmemiz için yeterli bir sebep. Doğu illerimizde her yönden birtakım düzelmeler görünmeye başladığı, terör örgütüne desteğin azaldığı bir dönemde o bölgede yaşanacak büyük çaplı ve uzun sürecek bir çatışmanın, zaten son çırpınışlarını yapan PKK için yeni bir umut olacağı görünüyor.</p>
<p>Evet, şimdi dikkatli olma, temkinli olma zamanıdır. Bu operasyon belki yapılmalı, ancak bunun zamanına, şekline biz karar vermeliyiz. Tahriklerle yola çıkmamalıyız. Halkımız da bu konuda itidalli olmalı. Üye olduğum bazı sitelerde halkımız büyük bir galeyan görüntüsü sergiliyorlar ve farkında olmadan terör örgütünün ekmeğine yağ sürüyoruz. Zaten örgütün amacı bizi birbirimize düşürmek, kargaşaya ve paniğe yol açmak. Ancak eminim, tüm bu ağır tahriklere rağmen, milletimiz yine metîn ve kararlı duruşunu koruyacak, birlik beraberliğine kasteden bu kurgunun işlemesine izin vermeyecek ve bu ağır imtihanı da başarıyla geçecektir. Allah yardımcımız olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/terore-karsi-itidal-ve-birlik-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gülses Ailesi&#8217;nde İftar</title>
		<link>http://muratcorlu.com/tr/yazi/gulses-ailesinde-iftar/</link>
		<comments>http://muratcorlu.com/tr/yazi/gulses-ailesinde-iftar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Oct 2007 23:56:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hâtırât]]></category>

		<category><![CDATA[Murâdî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muratcorlu.com/yazi/gulses-ailesinde-iftar/</guid>
		<description><![CDATA[Şöhretli Ramazan&#8217;ımızın ilk günleriydi. Ramazan&#8217;ı karşılamış olmamızın heyecanına, Klasik Türk Müziği&#8217;mizin çok değerli bestekârı Necip Gülses Beyefendi ve eşi, nâdîde ses sanatçımız Melihat Gülses Hanımefendi&#8217;lere iftara davet edilmemizin heyecanı da eklenince, o gün gerçekten bizim için daha günün ilk ışıklarıyla birlikte coşku doluydu.

Kadîm dostum Recâi Abim ve mûsikîşinas arkadaşım Yavuz ile bu davete icâbete giderken, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şöhretli Ramazan&#8217;ımızın ilk günleriydi. Ramazan&#8217;ı karşılamış olmamızın heyecanına, Klasik Türk Müziği&#8217;mizin çok değerli bestekârı Necip Gülses Beyefendi ve eşi, nâdîde ses sanatçımız <a href="http://melihatgulses.net" title="Melihat Gülses Resmî Web Sitesi">Melihat Gülses</a> Hanımefendi&#8217;lere iftara davet edilmemizin heyecanı da eklenince, o gün gerçekten bizim için daha günün ilk ışıklarıyla birlikte coşku doluydu.<br />
<span id="more-27"></span><br />
Kadîm dostum Recâi Abim ve mûsikîşinas arkadaşım Yavuz ile bu davete icâbete giderken, hep bu coşku ve bu büyük lütfa karşılık şükran hisleri içerisindeydik. Recâi Bey ile Gülses Ailesi&#8217;nin evine davetle şereflendiğimiz ilk gün, dün gibi aklımızdayken, bugün defaatle bu şerefe nâil olmamızın ve üstüne üstlük bir iftar sofrasını böyle kıymetli şahsiyetlerle paylaşacak olmamızın helecanı, bizi tatlı bir sıkıntıya sokmuyor değildi. İlk yolculuğumuzda şimdikinin aksine bir parça mütereddiddik. Sadece sahnede ve sahne arkasında gördüğümüz kadarıyla tanıdığımız şahsiyetleri, bizzat kendi evlerinde müşahede etmenin, &#8220;acaba farklı mıdırlar&#8221; sorusunun getirdiği tereddüt etkisiyle, garip sıkıntısını yaşamıştık. Ancak artık bu konuda herhangi bir tereddüde yer kalmamıştı. &#8220;Hanımefendi&#8221;liği şahsının bir parçası halinde yaşayan bir &#8220;sanatçı&#8221;nın evine misafir olduğumuzda artık hiçbir şüphe yoktu. Samîmiyeti, içtenliği, temiz kalpliliği, saygınlığı, nezâketi, dürüstlüğü, sevecenliği ve zerâfeti ile Gülses Ailesi&#8217;nin kapısından içeriye adımımızı attığımızda, tüm bu güzelliklerin insana müthiş huzur veren, saatler geçse de tadı hep damakta kalıcı o tatlı atmosferin içine girmiş oluyorduk.</p>
<p><a href="http://muratcorlu.com/depo/icerik/p9150025_0.jpg" title="Yavuz, Necip Gülses, Murat Çorlu, Melihat Gülses, Recâi" rel="lightbox"><img src="http://muratcorlu.com/depo/icerik/p9150025_0.thumbnail.jpg" title="Yavuz, Necip Gülses, Murat Çorlu, Melihat Gülses, Recâi" alt="Yavuz, Necip Gülses, Murat Çorlu, Melihat Gülses, Recâi" align="left" hspace="2" /></a>Bugün heyecanımızı artıracak etkenler bunlarla sınırlı da değildi. Necip Bey ve Melihat Hanım&#8217;ın aylardır çok yoğun bir şekilde üzerinde uğraştıkları, Kale Grubu&#8217;nun 50. kuruluş yıldönümü adına hazırlanan &#8220;Miras&#8221; isimli 5 CD&#8217;lik Türk Müziği albümünü de ilk kez bugün dinleme, hikâyelerini bizzat birinci ağızdan öğrenme bahtiyarlığına erişmiş olacaktık. Maalesef piyasaya da sunulmayan bu muhteşem eseri, hazırlayanların rehberliğiyle inceleyebilmek bile geceyi tek başına bize bir lütuf olarak algılamamıza yetiyordu. Bu 5 CD&#8217;den biri aynı günlerde &#8220;<a href="http://melihatgulses.net/Albumler/Beyaz_Kopukler/" title="Beyaz Köpükler albümü">Beyaz Köpükler</a>&#8221; adıyla piyasaya sürüldü. Birbirinden güzel eserlerin, Melihat Hanım&#8217;ın birbirinden değerli yorumlarıyla seslendirildiği albümü de, iftarımızı ettikten kısa süre sonra hep birlikte eser eser inceleme fırsatı bulmuş olmamız, Necip Bey&#8217;in eserlerle ilgili gerek teknik, gerek tarihsel bir çok ayrıntıyı bizimle paylaşmış olması da gecemizi bereketlendiren olaylardan biriydi.</p>
<p>Yemekler deyince orada bir durmak gerekiyor kesinlikle&#8230; Evet, o bir sanatçı, Türk Müziği&#8217;nin seslendirilmesinde günümüzün öncü isimlerinden; ancak aynı zamanda o müthiş bir ev hanımı, harika bir aşçı. Melihat Hanım, o nâdîde sesiyle harika yorumları oluşturduğu gibi,  zârif elleriyle de leziz yemekler yapıyor. Sofrayı tarif etmek abes kaçacaktır&#8230; Zaten bunu târife de gerek yoktur, yaşanılasıdır ancak.</p>
<p><a href="http://muratcorlu.com/depo/icerik/p9150018_0.jpg" title="Necip Gülses" rel="lightbox"><img src="http://muratcorlu.com/depo/icerik/p9150018_0.thumbnail.jpg" title="Necip Gülses" alt="Necip Gülses" align="right" hspace="2" /></a>Yemek sonrası Necip Bey&#8217;le giriştiğimiz muhabbet o kadar akıcı ve derindi ki, saate mütemadiyen bakmama rağmen her baktığımda bu kadar kısa sürede nasıl oluyor da saatin bu kadar hızlı ilerlediğini kavrayamıyordum. Hattâ inanınız, ilk baktığımda saatin yanlış olduğuna hükmetmiştim ki, çevredekilerin saatleriyle ancak saatime güvenebildim. 10, 11, derken 12&#8230; Giderken saat 10&#8242;da kalkmayı planladığımız gecede, artık hiç kalkmak istemiyorduk. Ancak artık son ulaşım taşıtlarını da zora soktuğumuzu farkedip hareketlendiğimizde, Melihat Hanım&#8217;ın teşvikiyle, bu muhteşem geceye yaraşır bir nokta olacak bir hadiseyle geceyi kapattık; Yavuz&#8217;un piyano ile icra ettiği &#8220;Duydum ki unutmuşsun&#8221; eserine, Melihat Hanım da o güzel sesiyle eşlik edince, Yavuz&#8217;un ömrü boyunca gururla hatırlayacağı bir hâtırası olmuş oldu. Öyle ya, koskoca Melihat Gülses onun çaldığı piyanoya eşlik etmişti. Ben de bu gazla eve gider gitmez neyime sarıldım, çalışmalara başladım. İlk buluşmada ney üfleyip, Melihat Hanım&#8217;dan da eşlik etmesini rica etmeliyim. Tabi buna yüzüm olacak kadar ney icrama güvenmeliyim&#8230;</p>
<p>Koskoca gece, ayrıntılarıyla buraya sığmayacak, herşeyi yazsam olmayacak. Şimdilik gecenin ana hatlarıyla iktifa edelim, nasib olur, daha da yazmaya kendimizi alıştırabilir, vakit de bulabilirsek, Necip Bey&#8217;in birbirinden veciz ifade ve düşüncelerini de burada sizlerle paylaşmaktan onur duyacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muratcorlu.com/tr/yazi/gulses-ailesinde-iftar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
