[01 Tem 2009, 01:07], Kategori: internet | Yorumlar
Firefox’un beklenen 3.5 versiyonu duyruldu. Şu ana kadarki en hızlı Firefox olduğu iddia edilen sürümde performans artışı dışında bazı kullanım kolaylıkları ve teknik altyapı eklentileri de yapılmış. HTML5 Audio ve Video desteği, yeni Javascript motoru TraceMonkey, Geolocation, yazıtipi gömme özelliği, Private tablar ilk dikkat çeken özellikler.
Ben de şimdi kullanmaya başlıyorum. Ama gözüm kapalı tavsiye ediyorum. Türkçe sürümünü indirmek için: http://www.mozilla-europe.org/tr/firefox/
[26 May 2009, 14:05], Kategori: Murâdî | Yorumlar [3]
Dün akşam Melihat Gülses‘in konserindeydik. Harikulade bir konser daha seyrettik, ancak buraya not düşmek istediğim şey henüz konser değil. Konserdeki eserlerden birinin sözleri. Aynı zamanda İlk İstiklal Marşı‘nın da bestecisi olan Alif Rıfat Çağatay‘ın Nihavend makamındaki bestesinin aşağıdaki beni etkileyen sözleri Orhan Seyfi Orhon‘a ait. Aşkını sevdiğine açmaktaki tereddüt, sevdiğinin hiddetinden duyulan çekince ve bu tereddütün verdiği elem ve hiddet korkusu arasındaki gidiş geliş sanırım ancak bu kadar hoş ifade edilebilirdi. Şarkının ve şiirin adı “Tereddüt“:
Devamını oku »
[20 May 2009, 04:05], Kategori: internet | Yorumlar
Internet Explorer 6′nın bunca yıllık mazisine ve birçok eksiğine rağmen hâlâ %25′ler civarında bir kullanıcı kitlesine sahip olması, İnternet’in gelişimi önünde önemli bir baraj malesef. Hiç kuşku yok ki, bunda Microsoft’un XP’den sonraki skandal derecesindeki işletim sistemi denemelerinin payı büyük. Windows XP ile hayatımıza giren IE6, Windows XP ile hayatımızda kalmaya devam ediyor. Zira kimse yeni Windows işletim sistemlerini beğenmiyor ve gerisin geriye XP’ye ve dolayısıyla IE6′ya dönüyorlar. Bunun yanında bir çok büyük firmanın BT departmanı için, öyle ya da böyle çalışan sistemlerini yükseltmenin masraf ve meşgalesi gözlerine büyük geldiğinden, IE6′da zorunlu ikamet halindeki bir çok web kullanıcısı da bulunuyor. Devamını oku »
[12 Nis 2009, 15:04], Kategori: Murâdî | Yorumlar [2]
Bugün bilgisayarımda eski dokümanlarımı karıştırırken 17 yaşımdayken yazdığım bir hikaye dikkatimi çekti. Tam tarihini hatırlamadığım bu hikayeyi, öleceğimi sandığım bir gece yazdığımı hatırlıyorum. İnsan bunca yıl sonra, çok yoğun yaşadığı bir hissin kırıntılarına şahit olduğunda garip hislere bürünüyor. Edebi açıdan ve kurgu açısından çocukça belki ama, en azından o zamanki bir çocuğun psikolojisini görebilmek adına ilginç bir hikaye. Aşağıda bu hikayeyi noktası-virgülüne dokunmadan paylaşıyorum. Tahmin edebileceğiniz üzere “Murat” dışındaki isimler gerçek değil.
Devamını oku »
[03 Ara 2008, 01:12], Kategori: Hâtırât | Yorumlar
Ahmet Turan Alkan, uzun zamandır ilgiyle takip ettiğim birkaç köşe yazarından biri. Onu sadece bir köşe yazarından ziyade, bir karakter olarak tanıdım ve sevdim. Kendisi, en ciddi, en gergin konuları bile, müstehzi bir üslupla, müthiş bir sadelik ve özgünlükle yorumlamasıyla, her zaman her konuda “acaba Ahmet Turan Alkan bu konuda ne yazardı” diye düşünmeden edemediğim, dost sohbetlerinde sık sık adı geçen, esprili anlatımı, yazılarında geçen fıkraları insanın hemencecik zihninde sağlam yer edinen, Türkçe’ye son derece hakim, müthiş derecede olgun ve itidalli… Devamını oku »
[17 Ağu 2008, 17:08], Kategori: Murâdî | Yorumlar [4]
- Bitti Murat, hayırlı olsun…
- Emin misin abi, bir eksik falan olmasın?
- Yok, bütün notların tam. Belgelerini getir, mezuniyet belgeni verelim…
Fotoğraf çektir, oraya buraya imza attır ve kimliğini teslim et… Bu ana kadar pek inandırıcı gelmiyordu. “Kesin bir problem çıkacak, biraz daha beklemek zorunda kalacağım” diyordum hep içimden. Bundan 1 ay kadar önce son dersimden geçtiğimi bana telefonla haber veren arkadaşa da çok inanamamıştım. Ama yıllardır cüzdanımdan ayırmadığım kimliğimi teslim etmek kafamı dank ettirdi. 20 yıllık öğrencilik hayatım sona eriyordu. Sevinmeliydim sanırım ama pek sevindiğim söylenemez. Hani utanmasam, “üzüldüm” bile diyeceğim…
Devamını oku »
[18 Haz 2008, 12:06], Kategori: Web Programlama, internet | Yorumlar
Bugün Firefox’un heyecanla beklenen 3. versiyonu duyruldu: http://www.mozilla-europe.org/tr/
Biz web yazılımcıları için Internet Explorer’ın varlığı ve üstüne üstlük en çok kullanılan browser olması ne büyük talihsizliktir bilemezsiniz. Özelleştirilmesi güç, performansı iğrenç, kod yorumlaması komik Internet Explorer yüzünden 2 saatlik işimiz 4 saate, 8 saate çıkar. Bazen deveye hendek atlatmaktan zordur IE’ye birşey anlatmak. IE olmasa, internet teknolojileri daha hızlı ilerlerdi diyorum, artık gerisini siz anlayın. Devamını oku »
[08 Nis 2008, 06:04], Kategori: Javascript, Programlama, Web Programlama | Yorumlar
Adobe, dikkatle takip ettiğim AIR ürününün, heyecanla beklediğim Linux versiyonunun alpha’sını bir hafta kadar önce duyurdu: http://labs.adobe.com/technologies/air/
Devamını oku »
[25 Mar 2008, 10:03], Kategori: Murâdî | Yorumlar [1]
Sosyal altyapısı çok öncelere, ta Dede Efendi zamanlarına dayanan, ancak toplumsal etkilerinin Cumhuriyet’in kuruluş dönemlerinde daha bariz olarak hissedildiği, Batı Müziği’nin el üstünde tutulmaya başlanıp, Türk Müziği’ninse hor görülmeye başlanmasıyla, bir dönem sanat hayatımıza damga vuran “Musiki İnkılabı” sürecinin sancılarını ve yansımalarını hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz. Bütün sistemlerin tekrar elden geçirildiği Cumhuriyet’in ilk yıllarında, bu yaklaşım da, bir devrim olarak kendini göstermiş ve tarih kitaplarında yer edinmiştir. Müzik Devrimi diye tabir edilen devrim, bakın bize üniversitede okutulan bir İnkılap Tarihi kitabında nasıl tanımlanıyor:
“Türk Devrimi, en zor mücadelelerinden birisini de, müzik eğitimi alanında vermiştir. Milleti uyuşukluğa, bezginliğe sürükleyen Arap-Bizans karması müziğin yıkılması, yerine dinamik, çağdaş Milli Türk müziğinin getirilmesi gerekiyordu. Bu amaca ulaşmak için, 1925′te açılan Dar-ül Elhan’da 1928 tarihinden itibaren bu tür müzik türü yasaklanmıştır.”
Devamını oku »
[04 Mar 2008, 03:03], Kategori: Murâdî | Yorumlar [11]
Üniversiteye başlayalı tam 7.5 yıl oldu. Dile kolay, 7.5 yıl! 1. sınıftaki bir hocamı geçenlerde gördüğümde aradan geçen süreyi, hocamızın yüzündeki kıvrımlardan sezince ürperdim. Oturup parmak hesabı yaptım; ben üniversite 1. sınıftayken 35 yaşında olan biri, şu sıralar 43 yaşında oluyor! Ben o zamanlar 18 yaşımdayken, şimdi 26 yaşıma basmaya ramak kalmanın garip hisleri içerisindeyim.
Aradan geçen süreyi daha iyi anlamak için örnekleri çoğaltmak mümkün ve faydalı: Eğer 4. sınıfta mezun olup 2. bir üniversiteye başlasaydım, şu anda ikinci diplomayı almaya çok yakın olabilirdim. 2. üniversite yerine yüksek lisansa başlamış olsaydım, bu sefer de şu an yüksek lisans mezunu ve doktora için uğraşıyor olabilirdim. Eğer normal sürede mezun olup hemen evlenseydim, şu sıralar belki ikinci evladımı kucağımda tutuyor bile olabilecektim(bunu yaşayan sınıf arkadaşlarım var).
Devamını oku »